close
Genel

Çin’in Ruble Çözümü ve Dolar Sistemi

yu

William Engdahl *

 

Çin Halklar Bankası kısa süre önce Rus rublesi ve Çin Yuan’ından işlemler için bir ödemeye karşılık ödeme (PVP) sistemini açıkladı. Amacı; ticaretteki döviz kuru risklerini azaltmaktı. Tek makul risk, ABD dolarından ve ABD Hazinesi’nin Rusya-Çin arasında değer ve hacim açısından giderek daha önemli bir hal alan ticaretine zarar vermek üzere mali savaş başlatma potansiyelinden gelecektir. Aralık ayı itibariyle, 2016 yılına göre yüzde 30 artışla 80 milyar dolara ulaşmalı. Bununla birlikte, Çin ve Rusya’nın bunun ötesinde gözden kaçan bir teknik hamlesi de söz konusu.

 

Çin Döviz Ticaret Sistemi (CFETS) websitesine koyduğu resmi açıklama, CFETS’in Çin’in Kemer ve Yol Girişimi temelinde diğer döviz kurlarıyla Yuan’ın etkileşimi için benzer PVP sistemleri getirmeyi planladığını özellikle vurguluyor.

 

Bu da, 2016 yılı Nisan ayında yayımladığım bir makalede ele aldığım şeyi teyit ediyor: Çin’in Kemer ve Yol Girişimi’nin (BRI) ardındaki büyük hedef, küresel güç dengesini Rusya’dan Avrasya ülkeleri lehine ve Avrasya Ekonomik Birliği’nden Çin ve Asya’nın geneline doğru değiştirebilecek bir entegral altın-temelli döviz kuru bileşenidir.

 

Daha önceleri Yeni Ekonomik İpek Yolu olarak tanımlanan BRI, Orta Asya, Moğolistan, Pakistan, Kazakistan ve elbette Rusya Federasyonu dahil Avrasya ülkelerini geçip İran’a ve potansiyel olarak Türkiye ve Doğu Afrika’ya dek varan yüksek hızlı tren yolu bağlantılarından oluşan devasa bir ağdır. Halihazırda 67 kadar ülke, bu iddialı projeye katılmaktadır veya katılma talebinde bulunmuştur. Projenin toplam maliyeti trilyonlarca dolar olabilir ve küresel ticareti değiştirecektir. HSBC’nin tahminlerine göre, bugün küresel GSYİH’nın yaklaşık üçte birini oluşturan ülkeleri kapsayan BRI altyapı projesi, yıllık olarak ilave 2,5 trilyon dolar değerinde bir yeni ticaret doğuracaktır. Bu, dünya ekonomisi için pek matah bir rakam olmasa da, çok büyük bir oyun değiştirici.

 

Bir dolar rezervi para birimi inşa etmek

 

Mevcut teori ve rezerv para birimi teorisine dair akademik sunumlar, en azından benim için sıkıcı. Bununla birlikte, Çin ve Rusya’nın bu doğrudan para birimini ayarlamaya dönük adımı en azından Washington’un Hazinesi ve Wall Street bankalarının 1944 yılında Bretton Woods’da ABD dolar sistemini ortaya atmalarından beri yaşanan en dinamik oyun değiştirici gelişmelerden biri.

 

Mesele, Rusya ve Çin arasındaki ticarette para birimine dair risklerin azaltılmasıyla ilgili değil. Kendi para birimleri üzerinden ve doları baypas ederek yaptıkları ticaret daha şimdiden önemli bir hal aldı; keza ABD 2014 yılında Rusya’ya yaptırım uyguladı – bu, Obama yönetimindeki hazinenin yaptığı en çılgınca hareketti. Mesele, dolardan bağımsız olarak devasa bir yeni alternatif rezerv para birimi bölgesi veya bölgeleri yaratmak.

 

Time-Life yayıncısı Henry Luce’nin 1941 yılında ortaya attığı “Amerikan Yüzyılı” egemenliği, savaşın sonunda ortaya çıkmaya başladı. 1945 yılında, bombalar Avrupa ve Japonya üzerine yağmayı durdurduğunda, Başkan Harry Truman, İngiltere’ye, bir rakip olarak Britanya İmparatorluğu’na artık yer olmadığını net bir şekilde belirtti, ABD Ödünç Verme kredilerini iptal etti ve iflas etmiş olan Britanya’nın borçlarını Washington’a geri ödemesini ve pound sterlin üzerinden gerçekleşen dünya ticaretinin çarpıcı bir şekilde azaltılmasını talep etti. O dönemde söz konusu ticaret, dünya ticaretinin yaklaşık yüzde ellisini oluşturuyordu. Britanya, imparatorluklarını yeniden inşa etme umutlarını Miletler Topluluğu ve onun sterlin tercihli ticaret bölgesi üzerine inşa etti.

 

1945 yılından sonra Washington ve Wall Street için sadece tek bir başat parasal güç için ortam vardı: ABD. Britanya, geri çekilip yeni kurulan Uluslararası Para Fonu’na yönünü çevirmek ve adım adım –Hindistan’dan başlayarak- mali sebeplerle kolonilerini dağıtmak zorunda kaldı. Bu durum, komünist ülkelerin dışında dünya ekonomisi üzerinde doların hegemonyası için zemin hazırladı. 1945 yılından beri, ABD’nin küresel bir süpergüç olarak gücü iki temel noktaya dayandı: en güçlü orduya sahip olmak ve doların tartışmasız dünyanın en güçlü rezerv para birimi olması. Böylelikle Washington dünya ekonomisini kontrol edebilir hale geldi.

 

1944 yılında Federal Rezerv, kendi rezervlerinin parçası olarak dünyadaki parasal altın miktarının yüzde 70’inden fazlasına sahip oldu. Sadece dolar altına endeksliydi. 1950’li yılların ardından dolara susamış olan savaş-sonrası dünya, yeniden inşa sürecini finanse etmek için çaresiz bir şekilde dolara ihtiyaç duyuyordu.  Dolar; dünyadaki merkez bankalarının rezerv para birimi olarak elde tuttukları veya kendi para birimlerinin çıpası olarak kullandıkları para birimi olarak yükselişine başlamıştı. Bunda, OPEC ülkelerinin petrollerini sadece dolar üzerinden satmaya razı olmaları da etkili oldu. Dünya ticaretinin finansmanının büyük kısmı dolar cinsinden yapıldı.

 

Nixon ve Büyük Dolar Enflasyonu

 

Bretton Woods sistemi çerçevesinde ABD Federal Rezervi, ellerinde dolar rezervi olan diğer ülkelerin bunları herhangi bir zamanda ABD Federal Rezervi’nin altınıyla değiştirebileceklerinin garantisini verdi. 1960’lı yılların sonu itibariyle, bu süreç aksamaya başladı; keza Fransa ve diğer ülkeler, şişirilmiş ABD doları olarak gördükleri şeye karşılık altın talep ettiler. ABD endüstrisi, yatırım noksanlığından pas tutmaya ve ABD Federal bütçe açıkları artmaya başladı; keza Vietnam Savaşı söz konusuydu. Diğer uluslar artık “doların altın kadar iyi olduğunu” kabullenmek istemediler. Altın talep etmeye başladılar.

 

Başkan Nixon’ın doların dalgalanmaya bırakmak üzere 1971 yılı Ağustos ayındaki Bretton Woods Anlaşması’nı yok saydığı “Nixon Şoku”nun ardından, altın üzerinden herhangi bir ödemenin yapılmadığı bir ortamda dünyanın doların enflasyonunu kabul etmekten başka seçeneği kalmamıştı. Bu enflasyon, Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ve ABD siyasetindeki Rockefeller hizbinin tertiplediği 1973 yılı petrol fiyatları şokuyla birlikte daha da arttı. Altın-dolar çevrilebilirliğinin askıya alınması, Washington’un Fransa, Almanya ve diğer OECD ülkelerinin banknot dolarları karşılığında Fed’den giderek daha ağır altın talep etmesine verdiği bir tepkiydi ve ABD’nin altın rezervleri tükenme tehlikesiyle karşı karşıyaydı.

 

Burada da tarihin en sıradışı ve küresel nitelikte büyük enflasyonunun kökleri başlamaktadır. 1970’lerde Vietnam Savaşı ile birlikte ABD bütçe açıklarının artmaya başlaması ve 1974’e kadar petrolün fiyatında % 400 lük bir artış gerçekleşmesi – ki Washington’daki Hazine’nin 1974-1975 döneminde Suudi Arabistan ile yaptığı gizli bir anlaşma ile bu bedeli dünyanın geri kalanının ödemesine karar verilmişti –  sonucu dünyadaki dolar arzı astronomik olarak artış gösterdi.

 

Dünya çapında sirkülasyondaki ve artık altına çevrilemeyen dolarlar, 1971-2015 yılları arasında yüzde 2000 oranında arttı. Gerçek malların üretimi hiçbir zaman yüzde 2000’e yakın bir oranda artmamıştı.

 

Doların en önemli yabancı merkez bankası rezerv para birimi olarak kalması ve en yakın rakibi olan Euro dünya rezervlerinin yüzde 20’sine sahipken ABD dolarının yüzde 64’ü elinde tutması, ABD hükümetine sıradışı bir avantaj sağladı.

 

1971 yılından beri ABD, son 45 yılın 41’inde bütçe açığı verdi. Bunun tek istisnası, 1990’lar boyunca 4 yıl oldu; o zaman da Bebek Patlaması kuşağı zirve gelir düzeyine erişti ve Sosyal Güvenlik Emanet Fonu’nun vergi ödemesinde zirve görüldü. Clinton Hazinesi, genel Hazine vergi gelirindeki bu bir defaya mahsus olan etkiyi hesaba katmak için hesaplamalarda bir manipülasyon yaptı – ve bir hile yapmış oldu. 2001 yılından beri her sene ABD bütçesi devasa açıklar verdi; sadece 2009 yılında 1,4 trilyon doları aşarken, 2008 yılında başlayan mali krizde 1400 milyar dolara ulaştı. 2000 yılında dolar altın ile bağını tamamen koparmadan önce ABD’deki bütçe açığı 3 milyar dolar idi.

 

Elbette başka ülkeler bunu çok büyük bir dezavantaj olarak görüyorlar. Kendi merkez bankaları rezervleri için ABD doları üzerinden Hazine bonolarına yaptıkları yatırımlar giderek değerini kaybediyor. İhracatlarından elde ettikleri ticaret fazlası dolarları ABD hazinesinin güvenli bonoları veya senetleri ya da ABD’nin benzer tahvillerine yatırmak zorunda kaldıkları için, Çin merkez bankasının dolarlarının yıllık akışı, ABD hazinesinin faiz oranlarını normalin altında düşük düzeyde tutmasını sağlıyor. Bu durum ayrıca Washington’un söz konusu açıkları büyük bir baskı olmaksızın finanse etmesine de yarıyor. Bu sene ABD’nin verdiği açık 585 milyar dolar gibi şaşkınlık verici bir rakama ulaştı.

 

Aslında, Çin ve Rusya son yıllarda Hazine’nin faiz oranlarını artırmaksızın bu açığı finanse etmesini sağlayan ABD bonoları ve senetlerini satın almak suretiyle ABD’nin askeri bütçesini finanse ediyor. Ne tuhaftır ki, Rusya ve Çin’in Washington tarafından 2014 yılından sonra Rusya’ya karşı yapıldığı gibi potansiyel döviz savaşlarına karşı ellerinde dolar rezervi bulundurma ihtiyacı sonucunda finanse edilen ABD askeri bütçesi, Rusya ve Çin’i kontrol etmeyi ve son kertede onların ekonomilerine zarar vermeyi hedefliyor.

 

Eğer Trump’ın vergi kesintisi mevzuatı yasalaşırsa, ABD’nin açıkları çok büyük bir sıçrama yaşayacak. Çin ve Rusya ile müttefik ülkelerin iflas etmiş bir küresel dolar rezervi sistemine karşı kırılganlıklarını azaltmak için kendilerini neye hazırladıklarını daha iyi anlamak için tüm bunların bilinmesi gerekiyor. Eğer Çin, Rusya ve Avrasya’nın diğer müttefik ülkeleri – özellikle de Şangay İşbirliği Örgütü ülkeleri ve İran ve Türkiye gibi olası üyeler, Çin ve Rusya gibi ticareti düzenlemek için ABD dolarını baypas eden ikili anlaşmalara yönelirlerse, dünyanın rezerv para birimi efendisi olan dolar düşecek ve yerini diğer para birimlerine bırakacak. Çin Yuan’ı önde gelen aday. Keza ruble de aynı şekilde…

 

Yuan Rezerv Statüsü

 

Çin ve Rusya arasındaki ikili ticaretin yeni İpek Yolu boyunca sisteme dahil edilen diğer ülkelerle doğrudan düzenlenmesine yönelik en yeni adım, çıpa rezerv para birimi olarak ABD dolarına kalıcı bir alternatif yaratılmasında büyük bir temel taşıdır.

 

On yıl kadar önce böylesi bir fikir, Batılı ekonomistler tarafından abesle iştigal görülürdü. Dünyanın Yuan’ı bir rezerv olarak kabul etmesinden önce on yıllar geçmesi gerekeceğini ileri sürerlerdi. Yuan, dönüştürülebilir bir para birimi değildi.

 

2016 yılında Çin, Uluslararası Para Fonu tarafından döviz kuru sepetinde hesaplanan IMF Özel Çekme Hakları’nın önde gelen beş döviz kuru bileşeninden biri olarak kabul edildi. Bu adım, Yuan’a, uluslararası kabul görmek adına büyük bir itki gücü kazandırdı.

 

2004 yılından önce Yuan’a Çin’in dışında izin verilmemekteydi. O zamandan beri Çinli para otoriteleri, Yuan’ın uluslararasılaştırılması için titiz bir temel oluşturdular. SWIFT’e (Dünya Bankalar Arası Finansal İletişim Kuruluşu) göre, RMB’nin uluslararasılaşması, üç aşamada gerçekleşiyor: birinci olarak ticaret finansmanı, ardından yatırım ve uzun vadede rezerv para birimi. Şimdiyse bu “uzun vade” giderek kısa vade haline geliyor; keza Çin, Yuan’ın uluslararasılaşmasına ilişkin ekonomistlerin beklentilerini aşmış durumda. Yuan’ın önümüzdeki birkaç yıl içerisinde Euro’yu da geride bırakarak küresel bir çıpa veya rezerv para birimi haline gelme olasılığı, ABD Hazinesi, Federal Rezerv ve Wall Street Bankaları’nın alarm verdiği şeyin ta kendisi.

 

2016 yılındaki bir raporda, HSBC bankası, 2012 yılından beri Yuan RMB’nin dünyanın beşinci en yaygın kullanılan ödeme para birimi haline geldiğini aktardı.

 

İki yıl önce, 2015 yılı Ekim ayında Çin, Çin Uluslararası Ödemeler Sistemi’ni (CIPS) başlattı. SWIFT ile bir işbirliği anlaşması imzalarken, ABD’nin Çin’e yönelik yaptırımlarının SWIFT’ten bağımsız bir şekilde işlemesi durumunda potansiyel bir seçenek sunuyor. 2012 yılında Washington’un Belçika merkezli özel SWIFT uluslararası bankacılık takas sistemi üzerindeki (ki banka kurumları arasındaki tüm uluslararası işlemler bunun üzerinden geçer) İran’ın tüm bankaları için uluslararası takasın bloke edilmesi doğrultusundaki baskısı sonucunda İran’ın ülke dışındaki 100 milyar doları donduruldu ve petrol ihraç etme yeteneği sekteye uğradı. Bu konu ne Pekin ne de Moskova’da gözden kaçmadı – özellikle de ABD’nin çılgın kongre üyeleri, 2014 yılından sonra Rus bankalarına karşı SWIFT muafiyeti talebi ettiler.

 

Bu senenin Mart ayında Rusya merkez bankası yöneticisi Elvira Nabiullina şöyle bir açıklamada bulundu:

 

“Kendi ödeme sistemimiz üzerinde çalışmayı bitirdik ve eğer bir şey olursa SWIFT formatındaki tüm operasyonlar ülke içinden çalışacak. Bir alternatif ürettik.”

 

Yeni para birimi mimarisinin yaratılması

 

Çin’in devasa Kemer-Yol Girişimi’nin mali talepleri, trilyonlarca dolara ulaşıyor. Sadece Asya’da Asya Kalkınma Bankası, önümüzdeki yıllarda bu ekonomileri etkin bir büyüme düzeyine getirmek için 8 trilyon dolarlık yatırıma ihtiyaç olduğu tahmininde bulunuyor. Pekin’in Asya Altyapı Yatırım Bankası’nı (AIIB) geçen sene kurması, BRI projesi için uluslararası finansmanı sağlamak doğrultusunda büyük bir adım oldu.

 

2016 yılı Nisan ayında Çin, Yuan üzerinden büyük bir uluslararası altın fiyatlandırma ve altın ticareti merkezi olarak Çin Halklar Bankası bünyesinde Şangay Altın Takası’nı kurmak doğrultusundaki kararını açıkladı. Bankadaki işlemler doğrudan altın üzerinden yapılacaktı. Dahası, Çin’in altın üzerinden günlük yuan-temelli fiyat sabitleme başlatma kararı da, son kertede Londra’nın altın üzerindeki başat konumun bozabilir. Keza Londra’nın altın sabitleme sistemi, yıllardır dünyadaki altın fiyatlarını manipüle etmekle suçlanıyordu.

 

Kemer-Yol Girişimi’ni açıklarken Çin hükümeti Avrasya ülkeleri üzerinden geçen yüksek hızlı demiryolu projelerinin güzergahlarının artık ücra, erişilmez (ancak çok fazla işlenmemiş altın rezervi bulunan) bölgeleri de BRI üzerinden dünya piyasalarına bağlayacağını açıkladı.

 

Çin ile Rusya’nın şu anda yaptıkları şey, ABD dolarına zarar vermek üzere bir saldırı değil. Bu zaten hiç mümkün değil ve kimseye de yarar sağlamayacak. Asıl mesele; kendilerini ABD Hazinesi ve Wall Street bankaları ile hedge fonlarının giderek daha sık rastlanan finansal saldırılarından korumak isteyen diğer ülkeler için bağımsız ve alternatif bir rezerv para birimi yaratmak. Bu, ulusal egemenliğin kritik bir boyutunun inşa edilmesiyle ilgili bir durum; keza bugün dolar sistemi, dünyanın geri kalanının ekonomik egemenliğini harap etmek için kullanılıyor. Henry Kissinger’ın 1970’li yıllarda söylediği iddia edildiği üzere: “Eğer parayı kontrol ederseniz, tüm dünyayı kontrol etmiş olursunuz.”

 

Çin hükümetinin bugünlerde yaptığı açıklama (Çin-Rusya arasında doğrudan ödemeye-karşı-ödeme sisteminin BRI’nin diğer ülkelerine doğru genişletileceği), bu alternatif parasal sistemin –politik açıdan tartışmalı ABD dolar sisteminden bağımsız olarak- Avrasya uluslarını Washington’dan ve AB’nin mali savaşından önümüzdeki yıllarda uzak tutabilen altın destekli bir alternatif- titiz bir şekilde inşasına bir tuğla daha ekliyor.

 

Washington’un işte tam da bu noktada kafası karışık. Seçenekleri günbegün eriyor. Askeri, finansal, siber savaş, renkli devrim – bunların tümü, finansal bir oligarşinin çıkarları doğrultusunda kendi endüstriyel ve insan gücü üssünün yok olmasına izin veren bir ülkede giderek gücünü yitiriyor. Roma İmparatorluğu Dördüncü Yüzyıl’da işte tam da bu şekilde çöktü. Tıpkı 1914-1945 yılları arasında Britanyalıların ve tarih boyunca borç esareti içerisindeki her imparatorluğun başına geldiği gibi…

 

 

*F. William Engdahl, stratejik risk danışmanı ve akademisyendir. Kendisi Princeton Üniversitesi’nde siyaset bilimi mezunudur ve petrol ve jeopolitiğe dair çok satan kitapların yazarıdır. “New Eastern Outlook” adlı online bir dergiye de yazı yazmaktadır.

 

Kaynak: https://www.globalresearch.ca/china-ruble-settlement-and-the-dollar-system/5614677