Daha İyi Bir Ticaret Anlaşması

Nihat ZEYBEKÇİ – T.C. Ekonomi Bakanı

Türkiye 19. yüzyılın ortalarına uzanan Avrupalı geçmişiyle, geleceğini elbette Avrupa’da görüyor. Ancak Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye’nin 1963 yılında imzaladığı ortaklık anlaşmasından bu yana süreç ağır aksak ilerliyor. Şimdi, bu ilişkinin temel taşı olan 1996 yılında hayata geçirilen gümrük birliği anlaşması bile artık amacına hizmet etmiyor.

Anlaşma Türk sanayiini gelişmeye teşvik etse de bugün zedelenmiş bir ilişkiyi sembolize ediyor. Avrupa Birliği, anlaşmanın imzalandığı dönemde 28 milyar avrodan 145 milyar avroya çıkan ticaret hacmine uyum sağlayamıyor. (Aynı dönemde Türkiye’nin gayrisafi yurtiçi hasılası da dört katına çıkmıştı.) Unutulmamalıdır ki ticaret rakamları tüm ekonomik ortaklığın yalnızca bir açısıdır: Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye doğrudan yabancı yatırımları yaklaşık 135 milyar avro ve ikili hizmet ticaret hacmi yalnızca 2014 yılında 27 milyar avro seviyesindeydi.

Gümrük birliğinin esas problemi, yalnızca endüstriyel ürünleri kapsayan kısıtlı bir anlaşma olması. Hizmetler, e-ticaret ve kamu ihaleleri kapsam dışı bırakılmış durumda ve tarım ürünlerine uygulaması son derece limitli.

Anlaşmayla ilgili diğer bir sorun ise asimetri. Hükümlerden biri, Türkiye’nin ticaret politikalarını AB’nin ticaret anlaşmaları ve dış gümrük tarifeleri politikalarını yansıtacak şekilde düzenlemesini şart koşuyor. Ancak Türkiye, bu politika ve tarifeleri oluşturan karar verici organların hiçbirinde rol oynamıyor. AB’nin üçüncü bir ülkeyle serbest ticaret anlaşması imzalaması halinde, Türkiye’nin söz konusu ülkeye uygulanan ayrıcalıkları, bu ülke karşılık vermeyi reddetse dahi kabul etmesi gerekiyor.

Aynı durum, rafa kaldırılan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı için de geçerli olacaktı. AB’nin Türkiye’ye danışmadan ABD ile geniş kapsamlı bir anlaşma üzerinde görüşmesiyle Ankara’da tehlike çanları çaldı. ABD, Türk sanayiine aynı imtiyazlı muameleyi göstermeden Amerikan şirketleri AB piyasasında faaliyet gösteren Türk şirketleriyle aynı statüde olacaktı ve böyle bir anlaşma Türk sanayiinin bazı tarafları için yıkıcı olacaktı.

Kısacası, ilişkilerde Türkiye’nin değerinin yansıtılmadığı kısıtlayıcı bir anlaşma için egemenliğimizden ödün vermemiz isteniyor. Bu sebeple, Türkiye kabinesi 2014 yılının Nisan ayında daha gelişmiş bir AB gümrük birliği için yetkilendirildi.

Türkiye’nin talepleri açık. Yenilenmiş gümrük birliğinin hizmetler, e-ticaret ve ihaleleri kapsaması ve tarımdaki mevcut imtiyazları iyileştirmesi gerekiyor. Yeni anlaşmanın, mevcut anlaşmadaki yapısal eksiklikleri onarmasını talep ediyoruz: Türkiye’nin karar verme süreçlerine dahil edilmesi, ulaşım kotalarının kaldırılması ve üçüncü bir ülkeyle yapılacak herhangi bir serbest ticaret anlaşmasının şartlarının Türkiye’yi de kapsaması.

Söz konusu karar verici mekanizmalar olduğunda, AB, üye ülkelere tanıdığı hakları Türkiye’ye tanımamak için direniyor. Birlik ayrıca, Türk tırlarına serbest geçiş hakkı vermeye de isteksiz. Bu durum, geçiş düzenlemesinin belirlenmesini her üye ülkenin kendisine bırakıyor. Türkiye, Türk tırlarına geçiş ücreti uygulayan üye ülkelere karşı yasal süreç başlattı. Macaristan’daki bir mahkeme 2016 yılının Ocak ayında Türkiye’nin şikayetinin Avrupa Adalet Divanına taşınması hükmünü verdi. Divanın başsavcısı geçen hafta, geçiş ücretinin gümrük vergisine eş değer olduğunu ve bunun serbest mal akışını engellediğini söyledi. Tam kararın yıl sonuna kadar açıklanması bekleniyor.

Türkiye uluslararası bağlantılarını koparmıyor ancak küresel ticaret ortamı gelişirken Türkiye de kenara çekilmeyecektir. Eğer AB, gerektiği üzere, gümrük birliğini yeniden müzakere etmezse, Türkiye ticaret çeşitliliğini artıracak yollar bulacaktır ve bu sayede Türk malları AB serbest ticaret anlaşmaları tarafından daha az rekabetçi hale getirilecektir. Halizhazırda Brexit sonrası İngiltere ile potansiyel serbest ticareti görüşecek bir çalışma grubu oluşturduk. Gümrük anlaşmalarını geliştirmek için Avrupa Parlamentosunun Uluslararası Ticaret Komitesinde mayıs başında yapılacak oylamayı da yakından takip ediyoruz.

AB, gümrük birliğini ihlal ettiğini söylediği birçok şartın yanı sıra, Türkiye’nin ilave yükümlülükleri, gözetim önlemlerini ve çeşitli ürünlere uygulanan ithalat kısıtlamalarını da rafa kaldırmasını istiyor. Ancak bu tedbirlerin birçoğu Birliğin asimetrik yapısının direkt sonucu.

Gümrük birliği, Türkiye’nin Avrupa ile ekonomik ilişkilerinin temeli ancak mevcut sözleşme bozulmuş durumda. AB Konseyinin, yeni ve daha adil bir ortaklığın müzakere edilmesi için Komisyonu görevlendirmesini umut ediyoruz.(ABD, Bloomberg – 12 Nisan 2017)