close
Genel

Küreselleşmiş bir Renminbi: Latin Amerika’yı Yeniden Şekillendirecek mi?

cin

Douglas W. Arner ve Andre Soares

 

Birkaç aydır Çin dünya çapında manşetlerde yer alıyor ve bu durum pek de alışılagelmiş sebeplerle değil.

 

2016 yılı Eylül ayında Çin, ilk kez G-20’ye ev sahipliği yaptı. Arjantin cumhurbaşkanı Mauricio Macri, Brezilya cumhurbaşkanı Michel Temer ve Meksika cumhurbaşkanı Enrique Pena Nieto, bu tarihsel toplantı için Hangzhou’da dünya liderlerine katıldılar. Akabinde, Peru cumhurbaşkanı Pedro Pablo Kuzynski, ilk resmi yabancı ülke ziyareti olarak Pekin’e bir ziyarette bulundu. Çin 2016 yılı Ekim ayında ekonomik gücünü yeniden sergileme yollarını arıyor. Renminbi (RMB) –ABD, Avrupa Birliği, Japon ve Birleşik Krallık banknotlarının kervanına katılarak- Uluslararası Para Fonu tarafından uluslararası bir rezerv varlığı olarak beşinci küresel para birimi haline geldi.

 

Renminbi açıkça yükselişte. Peki ama niçin Latin Amerika’da yer alan bir merkez tüm entelektüel gücünü, ilk başta küresel finansal merkezlerinin meselesi gibi görünen bir konuya ayırıyor? Yanıt basit: Renminbi’nin uluslararasılaşması, dünya çapında yükselen piyasalarla birlikte ticaret ve finansı kökten yeniden şekillendirebilir ve bu durum Latin Amerika üzerinde önemli bir etki doğurabilir.

 

Her ne kadar bu tartışmayı çok teknik veya hatta çok siyasi bulup bir yana bırakma eğilimi olsa da, Çin’in kendi para biriminde ticaret ve yatırımı başlatmak, doğuya doğru daha fazla ticareti teşvik etmek anlamına gelebilir.

 

Çin, Latin Amerika’nın başlıca üç ticaret ortağından biri ve Brezilya, Çin, Peru ve Arjantin’e bir numaralı ihracat destinasyonu durumunda daha şimdiden. Son beş yıldır Çin’in bölgeye yatırımı yıllık neredeyse 11 milyar dolara ulaştı. Renminbi küresel para birimi olduğunda bu gerçeklik daha önceki eğilimleri gölgede bırakabilir. Çok daha fazla iş kolu, renminbi ile doğrudan ticaret yapabilir ve Çin kaynaklı yatırım, RMB üzerinden işlem yapmayı tercih eden yeni oyunculara açılabilir.

 

Bu, ticaret ve yatırım ortaklarını daha fazla çeşitlendirmesi için Latin Amerika’ya eşsiz bir fırsat doğurabilir. Ancak, politika yapıcılar, birçok kişinin küresel mali piyasalarda girdap oluşturmasından ürktüğü ir para birimin doğuracağı olumsuzlukları kabul etmeliler.

 

Latin Amerika hazır mı? Bu rapor, küreselleşmiş bir renminbi’nin bölgesel etkilerine odaklanıyor ancak ABD açısından da sonuçları olacak. Çin odaklı yatırım ve ticarette daha fazla güçlenme potansiyeli ve işlemlerin dolar yerine renminbi üzerinden yapılması, ABD ticareti aleyhine işleyebilir. Daha kolay erişilebilen bir Çin parası, belirsizliğe ve ABD para biriminin güçlü tarihsel temellerine karşı olmalıdır. Şurası net ki, Latin Amerika dışındakiler bile buna yakından dikkat etmelidirler.

 

Bu rapor, Çin’in renminbi’yi uluslararasılaştırma niyeti erişilebilir bir öncül arayanlar ve Latin Amerika’nın bu denkleme nasıl denk düştüğünü anlamak isteyenler için önemlidir. Bu yeni gerçekliğin bölge için bir varlık haline gelmesi ve bu süreçte ortaya çıkabilecek engellerin belirlenmesi için bir yol çiziyor.

 

Çin – Latin Amerika ilişkileri daha şimdiden oldukça karmaşık bir hal aldı. Bu konuda yazdığımız ilk iki rapor –Çin’in Latin Amerika’da Gelişen Rolü (Eylül 2015) ve Latin Amerika’da Endüstriyel Gelişim (Ağustos 2016)- daha yakın angajmanın yararları ve doğurabileceği sorunlara işaret ediyor. Yayın, genellikle arka plana atılan, ancak ön sıralarda yer alması gereken bir konuyu ele alıyor. Mayıs 2016’da New York’ta gerçekleştirdiğimiz yuvarlak masa toplantısına katılan birçok ABD’li, Latin Amerikalı ve Çinli kuruma müteşekkiriz; keza yorumları ve değerlendirmeleri bu çalışmamıza ışık tuttu.

 

Bu rapor, oldukça doğru bir zamanda ortaya çıktı. Her ne kadar uluslararasılaşmış bir renminbi’nin bölge üzerindeki etkilerine dair sınırlı bilgi olsa da, artık bu konuda bir gelecek perspektifi çizmenin vakti geldi. Alışılmadık bir durumla karşı karşıyayız ve bu da söz konusu yeni gerçekliğin Latin Amerika’nın ekonomik yükselişini daha da güçlendirmesini sağlamada çok daha kritik hale getiriyor.

 

Çin’in Para Birimi’nin Yükselişi 

 

Son kırk yılda, Deng Xiaoping’in 1978 yılındaki aşamalı ekonomik açılımından başlamak suretiyle, Çin, dünyanın en önemli ekonomilerinden biri olarak yeniden ortaya çıktı. Ekonomik, jeopolitik ve finansal yükselişi, kilit köşe taşlarıyla vurgulandı: 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne katılması, ABD, Almanya ve Japonya’yı geride bırakarak dünyanın bir numaralı ihracat ülkesi haline gelmesi (1) ve Yurtdışına doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında ilk üç küresel kaynağından biri haline gelmesi (2) 2015 yılında, Çin, net bir dış yatırımcı oldu, aldığından daha fazla doğrudan yabancı yatırımı dışarıya gönderdi. Çin, mutlak gayri safi yurt içi hasıla anlamında dünyanın en büyük ekonomisi olarak ABD’nin yerini almak üzere ve daha şimdiden satın alma gücü paritesi tedbirlerinde bunu başardı. (4)

 

Latin Amerika’daki ekonomik ve finansal önemi ise, küresel sahnedeki eğilimleri yansıtıyor. Çin artık bölgede en önemli üç ticaret ortağı arasında yer alıyor ve 2012 yılında Avrupa Birliği’ni gölgede bıraktı. Brezilya, Şili, Peru ve Arjantin, Çin’i başlıca ihracat destinasyonları ve büyük bir ithalat kaynağı olarak sayıyor. Çin’in yatırımı sıçrama yaptı, brezilya ise, bölgede Çin’in doğrudan yabancı yatırımı için önde gelen destinasyon olarak listenin birinci sırasında.

 

Çin’in küresel ekonomideki yükselişi, para birimi renminbi’nin uluslararası önemindeki değişikliklerle de kendini gösteriyor. Bu, şaşırtıcı bir durum değil. Para biriminin uluslararasılaşması, önde gelen bir ekonominin dönüşümünde doğal bir adım. Örneğin doların uluslararası kullanımı, ABD’nin yirminci yüzyıl başında ekonomik olarak hızlı yükselişinden kaynaklandı (bununla birlikte ABD, ancak İkinci Dünya Savaşı’nın ardından dünyanın başlıca para birimine sahip oldu). Benzer şekilde, Japon yeninin uluslararası önemi, 1970’li ve 1980’li yıllarda ülkenin hızlı ekonomik yükselişinden kaynaklanmaktadır.

 

2016 yılı Ekim ayında RMB’nin Uluslararası Para Fonu’nun dünyanın en büyük para birimlerinin yer aldığı sepet olan Özel Çekme Hakkı’na dahil edilmesi ve ABD doları, Euro, Japon yeni ve İngiliz pounduyla aynı kefede yer almasıyla birlikte Çin artık para birimi uluslararası rezerv para birimi olarak kabul edilen seçkin bir ülke grubu arasında yer alıyor. Bu durum ise, halen dünyanın birçok noktasında şüpheyle yaklaşılan bir para birimine inandırıcılık katıyor.

 

Çin artık küresel ekonominin önde gelen etmeni haline gelirken, renminbi’nin uluslararasılaşmasının etkileri halen gelişiyor – özellikle de Latin Amerika gibi yükselen piyasalar için. Çinli yetkililer ülke içinde ilave reformlar –sermaye hesabı, finansal piyasa ve döviz kuru politikaları dahil olmak üzere farklı alanlarda- gerçekleştirdiği ölçüde bu durum Latin Amerika ülkeleri gibi diğer ekonomilere RMB’yi ticaret ve finansal işlemleri için kullanmada daha fazla güven verebilir. (6)

 

Eğer tarih tekerrür ederse, Çin’in para biriminin uluslararası ortamda yaygın olarak kullanılacağı zamana kadar sadece bir süreç söz konusu. Ancak durum bu kadar basit değil. Çin ekonomisi, hükümetin –döviz kuru oranı da dahil olmak üzere- yüksek düzeyde müdahilliğiyle niteleniyor. Bu durum ise, piyasa davranışı için olası etkileri sorgulayan birçok hükümet ve özel sektör kuruluşunu düşündürüyor.

 

Bu politikalar Latin Amerika ülkeleri için ne kadar anlamlı? Çin ile büyük ekonomik ilişkileri olan bölgenin en büyük ekonomilerinden çoğu, muhtemelen RMB üzerinden doğrudan ticaret yapan daha fazla işletme ve RMB’yi kullanan daha fazla Çin menşeli doğrudan yabancı yatırıma tanıklık edecekler. Bu durumu teşvik etmek ve olası likidite meselelerini yönetmek için Çin daha şimdiden Brezilya, Arjantin ve Çin gibi ülkelerle para birimi takas anlaşmaları imzaladı. Bu anlaşmaların anlamı nedir ve geleneksel olarak dolar üzerinden yatırım ve ticarete bağımlı olan işletmeler için ne tür riskler doğurur? Latin Amerika ülkeleri ve işletmeler Çin’in değişen ekonomik ortamına adapte olabilmek için –bireysel ve kolektif olarak- ne tür tedbirler alabilir ve RMB’yi daha fazla kullanmak ne tür fırsat ve riskler getirir?

 

RMB hakkında not:

 

  • Ekim 2016’da renminbi, rezerv para birimi olarak en büyük uluslararası para birimleri arasına katıldı.
  • Muhtemelen bölge ekonomilerinin çoğunda RMB üzerinden ticaret yapan işletme sayısı artacak.
  • Latin Amerika’da önümüzdeki yıllarda RMB üzerinden gerçekleşen doğrudan yabancı yatırımda bir artış söz konusu olacak.

 

**

 

Çin’in Perspektifi Neden Uluslararasılaşmalı?

 

Ekonomik bir bakış açısından, Çin’in RMB’yi uluslararasılaştırma sürecinin amacı, ticaret ve yatırım ilişkilerinin çeşitlenmesine destek vermek ve ülke içinde süregiden ekonomik yeniden yapılanmayı teşvik etmek. Güçlendirilmiş rekabet gücü ve daha çok yenilik-dostu finansal ekosistem, Çin’in ekonomik reform stratejisinin başlıca hedefleridir. Bu çerçeve içerisindeki önde gelen uluslararası hedefler arasında, dünya çapında yükselen piyasalarla ticaret yapılması ve bu piyasalara yatırım ile gelişmiş ve yükselen piyasalar arasındaki ilişkilerde daha büyük bir ekonomik ve finansal denge sağlanması yer almaktadır.

 

Yeniden yapılandırma süreci, hem Çin’de değişen demografiye hem de orta gelir tuzağına dair endişelere işaret etmektedir. Bunların her ikisi de Çin’in 2008 yılı öncesi ekonomik modelinden önemli kopuşlardır; keza söz konusu model, büyük oranda ABD ve AB’ye ihracata dayanıyordu ve 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne katılımla birlikte güçlendi.

 

RMB’nin uluslararasılaşmasının amacı, hem dolara aşırı bağımlılıkla bağlantılı riskleri azaltmak, hem de Çin’in ulusal tasarrufları ve yatırımlarına açılımlar sağlamaktır. Bu iki hedefin bileşkesinin amacı, ekonomik yeniden yapılanmayı ve rekabet gücünü desteklemek ve bir yandan da para birimiyle ilintili riskleri azaltmaktır. Amaç, son birkaç yıldır Çin’in ekonomik ve mali sistemini niteleyen birçok potansiyel mali kriz göstergesine karşı  -hızlı kredi artışı, mülk fiyatlarında çarpıcı değişimler ve para birimi ve finansal piyasalarda değişkenlik- bir siper hizmeti görmektir.

 

Çin’in ve dolayısıyla dünyanın geri kalanının önünde büyük meydan okumalar söz konusu. Özellikle, 2015 yılı ilkbaharında başlayan finansal ve para birimi piyasasındaki değişkenlik, Çin’in süregiden mali serbestleşme ve para biriminin uluslararasılaşması sürecinin risklerini gözler önüne seriyor. Borsalarına, döviz kuru rezervlerinin dışa akışları ve harcamalara Çin’in müdahaleleri ve döviz kuru oranı konusundaki belirsizlikler, yeni kuşkuları gündeme getirdi.

 

Birleşik Krallık’ın 2016 yılı Haziran ayında AB’den ayrılma yönündeki kararının ardından, RMB’nin değeri yen ve dolar ile sert bir zıtlık oluştururcasına düştü. Bu tersine dönüş hali, 1997 Asya mali krizi ve 2008 küresel mali kriz sırasında olanlarla kıyaslandığında RMB için farklı bir eksen anlamına geliyor – keza her iki dönemde de para birimi, güvenilir bir liman olarak güçlenmişti.

 

RMB’nin uluslararasılaşmasını destekleyen önemli ekonomik ve mali etmenlerin ötesinde, büyük bir siyasi boyut da söz konusu. Para biriminin dünya çapında yaygın olarak kullanımı, bir ülkenin artan gücünün sembolüdür. Çin, hem ekonomik öneminin daha fazla tanınmasını istiyor, hem de uluslararası ekonomik meselelerde daha aktif rol oynamak. Özel Çekme Hakkı’nın dahil edilmesi, büyük bir adımdı. Çin aynı zamanda ABD’ye ve ABD’nin Asya’ya eksen kırmasının sonuçlarına odaklanmış durumda. Birçok açıdan Çin’in Latin Amerika’da müdahil oluşu, ABD’nin Asya’daki birçok ülkeyle artan bağlarına karşıt bir denge oluşturma girişimidir.

 

RMB politikasının saç ayakları

 

2008 yılındaki küresel mali krizin ardından Çin hükümeti, daha sonraları RMB’nin uluslararasılaşmasını tanımlayacak olan bir dizi politika başlattı. Bu politikaların amacı, RMB’nin uluslararası kullanımı için üç ana piyasa geliştirmekti: ticari uzlaşma, sınır-aşırı yatırım ve sınır-aşırı mali işlemler. Amaç ise, dünya çapında ülkelerin ticaret yapmalarını, doğrudan yabancı yatırım çekmelerini ve RMB üzerinden ifade edilen ürünlere (bonolar ve hisse senetleri dahil) yatırım yapmalarını sağlamak.

 

RMB’nin uluslararasılaşmasındaki ilk adım, 2009 yılı ortasında Çin Halkların Bankası (Çin’in merkez bankası) sınır-ötesi ticari işlemler için bir pilot program başlattığında söz konusu oldu. İlk kez Çin içinde ve dışındaki şirketler, dolar yerine RMB kullanarak ticari işlemlerde (ihracat ve ithalat) bulunabildiler.

 

Ancak bu durum bir sorun yarattı. Çin, para biriminin dünya çapında kullanılmasını teşvik etmek istiyordu, ama bunu yerleşik bir piyasa olmaksızın yapma niyetindeydi. Dünyanın en derin ve en kolay likiditeye çevrilen piyasalarının desteklediği ve birçok uluslararası işlemde başat bir statüye sahip olan doların aksine RMB piyasaları ne büyük ne de likittir; ve para birimi de Çin dışında çok yaygın kullanılmamaktadır. Bu durum ise bir sorun yarattı. Şirketler, Çin’in dışında bir offshore piyasası olmaksızın veya ülke içinde gelişmiş RMB piyasasına erişimleri bulunmaksızın RMB üzerinden nasıl ticaret yapacaklar?

 

Çin’in çözümü: bir dizi küresel para birimi takas anlaşması geliştirmek – 1997 Asya mali krizinin ardından deneyimini genel hatlarıyla temel alan bir fikir. (7) RMB likiditesine doğrudan erişim için yerel para birimlerini kullanan merkez bankaları arasındaki bu anlaşmalar, uluslararası piyasalarda RMB’ye güveni ve erişimi artırmaya yardımcı oldu. Bir diğer sonuç ise, RMB’nin dolara bir alternatif olarak sunulabilmesidir ki bu da Çin’i likidite kısıtlamaları yaşayan ülkeler açısından IMF’ye bir alternatif olarak Çin’i görmelerini sağlar.

 

2009 yılından beri, Çin, farklı ülkeler ve bölgelerle toplam 500 milyar dolarlık otuz üç adet para birimi takas anlaşması imzaladı. En sonuncusu ise, Mayıs 2015’te Şili ile varılan anlaşmadır. (8) Brezilya ve Arjantin’le ikili takas anlaşmalarıyla birlikte, Latin Amerika’yla imzalanan anlaşmaların toplamı 40 milyar dolara erişti.

 

Ancak, geniş bir katılımcı havuzunda RMB işlemlerini gerçekleştirmek için de bir mekanizmaya ihtiyaç var. Bu amaç doğrultusunda, Çin, belirlenmiş bir bankanın (RMB tarafında bir Çin bankası, karşı tarafta yerel veya uluslararası bir banka) RMB’yi içeren yerel para birimi operasyonlarında finansal aracılık işlevi görmesine izin veren bir dizi takas anlaşmasına onay verdi. Şili, Çin’in kurduğu on altı küresel takas kurumundan birine ev sahipliği yapıyor. Bu anlaşmalar aracılığıyla, aracı bankalar, bir şirketin ithalat ve ihracatını işlem maliyetlerinde kaydetmeye yardımcı olmak suretiyle kolaylaştırıyorlar, işlemle bağlantılı tüm belgeleri çeviriyorlar ve bir başka ülkedeki aracı bankalarla operasyonlarda destek oluyorlar. (9) Çin’in Uluslararası Ödeme Sistemi (CIPS) de başlatıldı – bu, farklı takas anlaşmalarını, tıpkı dolar için SWIFT’in (Dünya Çapında Bankalararası Finansal Telekomünikasyon Topluluğu) yaptığı gibi, küresel bir ağ içerisine çekmeye dönük bir mekanizma.

 

Çin de sermaye hesabını serbestleştirmeye başladı, yabancı yatırımcıların RMB ile bağlantılı ürünlerde operasyonlar gerçekleştirmelerine izin veren bir dizi program başlattı. İçlerinden en önemlisi, RMB Nitelikli Yabancı Kurumsal Yatırımcı (RQFII) Planı’nın kurulmasıdır ve böylelikle belli ülkeler ve yetki alanlarından yatırımcılara Çin’in ulusal piyasalarına erişim hakkı vermektedir. Kurulan bir kota sistemiyle, her yatırımcının –devlet veya özel sektör mali kurumu- Çin’in mali piyasasına ne kadar yatırım yapmaya izni olduğu belirlenmektedir. Haziran 2016 itibariyle, Çin, Hong Kong dahil on sekiz ülkeye program lisansı verdi ve toplam kota, yaklaşık 1,5 trilyon RMB (225 milyar dolar) tavan değerine sahipti. En yakın dönemde yapılan RMB250 milyarlık (37 milyar dolar) anlaşma ise ABD ile olup, Hong Kong’dan sonra ikinci en büyüğüdür. Latin Amerika’da bu zamana değin Şili de böyle bir lisans aldı ve kotası 50 milyar RMB idi (7,5 milyar dolar).

 

Öte yandan, para biriminin uluslararasılaştırılması çabalarının önünde süregiden engeller ve para birimi manipülasyonuna dair iddialar, Çin’in yabancı döviz kuru kontrollerine dair endişeler doğurmaya devam ediyor. 2005 yılından önce, Çin’in döviz kuru, dolara sıkı sıkıya bağlıydı. Bu, genel olarak az değer biçilmiş olarak görüldü ve Çin’in ihracatı için döviz kuru avantajı sağladı.

 

2008 küresel mali krizinden birkaç yıl önce ABD’nin endişelerine tepki olarak, Çin, para biriminin dolar karşısında değerlenmesine aşamalı şekilde izin verdi ve döviz kuru oranının para birimi sepetini daha yakından yansıtmasına olanak tanıdı. Ancak Çin ekonomisi yavaşladıkça, para birimi bir kez daha dolarla yakından bağlantılı hale geldi. Bu sefer de, dolar değer kazanınca kendi para biriminin değeri kayboldu.

 

Döviz kuru oranının piyasa tarafından daha iyi belirlenmesi amacıyla, Çin, Ağustos 2015’te sistemini önemli ölçüde değiştirdi. Bunun sonucunda ise, piyasa oldukça kırılgan hale geldi ve küresel etkileri oldu. O zamandan beri, döviz kuru politikası tutarsız olup, dünya çapında büyük endişeler doğurmaktadır. Özellikle Çin, döviz kuru politika yönelimlerini iyi anlatamadı ve mekanizmasına netlik kazandıramadı.

 

Politika İşliyor mu?

 

Son on yılda RMB’nin ticarette para birimi olarak kullanılması çarpıcı biçimde arttı. RMB’de ticaret zaten Çin’in dünya ile ticaretinin yüzde 26’sını oluşturuyor ve son beş yıldır da ortalama yüzde 46 arttı. (10) Ancak, Hong Kong’un Çin’in toplam ticaretindeki payı ortadan kalktığında, RMB üzerinden küresel ticaret sadece yüzde 12’ye düşüyor. (11) RMB üzerinden hizmet ticaretinde –Latin Amerika ülkeleri için oldukça önemli bir alan- sadece mütevazi bir artış yaşandı ve belki de bu durum Çin’in büyük bir hizmet ihracatçısı olmadığı gerçeğini yansıtıyor. Genel itibariyle, her ne kadar RMB dünyada en önemli beşinci ödeme birimi olsa da, sınır-ötesi ticaret ve mali işlemlere dönük küresel ödemelerin sadece yüzde 3’ünden azına denk geliyor. (12)

 

Bununla birlikte, RMB’nin bir yatırım para birimi olarak kullanımı hızla arttı. Dışarıya doğrudan yatırım, son iki yıldır çarpıcı biçimde artış gösterdi. 2014 yılında bir yatırım para birimi olarak RMB, Çin’in dışarıya doğrudan yatırımının yüzde 25’ine karşılık geldi – bu oran, 2012 yılında sadece yüzde 5 idi. (13) Bununla birlikte, Çin’in RMB’yi Latin Amerika’daki yatırımları için kullandığına dair pek bir kanıt yok. Çin’in bölgedeki doğrudan yabancı yatırımları, maliyet etkin doğal kaynaklı projelere doğru yöneliyor – örneğin Peru’da madencilik faaliyetleri veya Ekvator’da hidro elektrik tesisi inşaatı gibi. Bu projelerin yerel ekonomiler açısından önemine bakıldığında, ülkeler, tercih edilen para birimi olarak daha istikrarlı ve likit olan dolara bel bağlamaya yöneliyorlar.

 

Mali operasyonlar ise, Çin’in hem iç hem de dış çıkarlar açısından cazip olan politikalar geliştirmesi gereken bir alandır. Yabancı kurumlar, son birkaç yıldır RMB varlıklarını azalttılar. Bu karar, piyasa algısında bir değişimle açıklanabilir; keza RMB’nin gelecekte değer kazanma olasılıkları sorgulanmaya başladı. Latin Amerika ülkeleri, RMB değerindeki değişimlerin etkilerinden muaf değil; RMB’nin görece değerlenmesi Çinli ithalatçıların bölgeden emtia satın almasını daha pahalı hale getiriyor.

 

Aynı zamanda, krediler ve bono piyasaları son iki yıldır heves kırıcı bir şekilde büyüyor. Bu, muhtemelen yabancı kurumları endişelendiren düzenleyici engellerden dolayı. Halen, bir şirketin RMB’yi offshore piyasasına getirip getiremeyeceği konusunda düzenleyici kurumlar arasında bir anlayış eksikliği söz konusu. Çinli yatırımcılar arasında hisse senedi çıkaran şirketler ve onların iş alanları hakkında da bir bilgi eksikliği söz konusu.

 

Sonuç itibariyle; niçin uluslararasılaşmalı?

 

  • Çin’in para biriminin uluslararasılaşmasının büyük ekonomik, finansal ve siyasi boyutları söz konusu.
  • Küreselleşmiş bir RMB, dünya çapında ülkelerin ticaret yapmasına, doğrudan yabancı yatırım almasına ve RMB ile bağlantılı ürünlere yatırım yapmalarına olanak tanır.
  • Çin, dünya çapında takas anlaşmalarına ve döviz kuru takasını inşa etmeye yönelik bir teşvik politikası izledi.
  • Bununla birlikte, RMB’nin ticari ortaklar arasında tam olarak güç kazanması için henüz vakit var.

 

**

 

Bu Mesele Latin Amerika için Neden Önemli?

 

Uluslararasılaşmış bir RMB, Latin Amerika ülkelerinin finans kaynaklarını çeşitlendirmeleri için yeni bir fırsat olabilir – belki de Çin’in yükselişiyle birlikte ticari ilişkilerin genişlemesiyle aynı biçimde. Örneğin, ülkeler ve şirketler, RMB üzerinden borçlanabilirler ki bu da belirleyici olan faiz oranlarına bağlı olarak finansman maliyetlerini düşürebilir. Bu, G-3 piyasalarına (dolar, Euro, yen) sınırlı erişimleri bulunan ülkeler için özellikle doğrudur ve Venezüella, bu noktada belirleyici bir örnektir.

 

Çin’in RMB’sinin uluslararasılaşma stratejisinin asli bir unsuru, ticaret ve ticaret finansmanında RMB’nin giderek daha fazla kullanılmasıdır. Yerel bir para biriminde ticaret, ciddi maliyet tasarrufları sağlar: Dolar gibi üçüncü bir para birimi kullanmaktan kaynaklı işlem maliyetlerinin önüne geçer. Her ne kadar Çin-Latin Amerika ticareti son iki yılda yavaşlamış olsa da, güçlü bir ticaret yeni normal olma yolunda ilerliyor. RMB üzerinden yapılan ticaret, devasa maliyet tasarrufları ve ileriki dönemde rekabetçi bir avantaj sağlayabilir (14), keza Çin RMB kullanan tüm yabancı şirketlere indirim sunmaktadır. (15)

 

Aynı zamanda, 2015 yılında Çin ve Latin Amerika gelecek on yıl içerisinde ticaretlerini yıllık 500 milyar dolara yükseltme niyetlerini açıkladılar. RMB kullanımı, bu artışı kolaylaştırabilir. Çin ile güçlü ticaret bağları dolayısıyla, bölgedeki en büyük altı ekonomiden üçü – Brezilya, Arjantin ve Şili- muhtemelen RMB ile bağlantılı daha fazla operasyon sağlayan mekanizmaları gündeme getireceklerdir.

 

RMB kullanımı şirketlerin Çin’deki devasa piyasayı ve ABD ile AB’nin toplamından daha büyük bir tüketici sınıfını kullanmalarına da yardımcı oluyor. 2015 yılında 150 şirket arasında gerçekleştirilen bir ankette, işlem maliyetlerinin azaltılması ve yeni iş olanaklarına erişimin yabancı bir şirketin RMB operasyonlarına girişmesinde başlıca gerekçeler olduğu ortaya çıktı. (16)

 

Bununla birlikte, potansiyel bir sonuç, Latin Amerika’da Çin’in yatırımlarında riskin artmasıdır, keza dolar üzerinden verilen uluslararası krediye erişim olmaksızın daha az güvenilir şirketler yatırım yapmaya başlayabilir. Bu da Latin Amerikalı bir şirketin Çinli bir ortağından bir yatırım teklifini gözden geçirmesi esnasında bulanık ortamı daha da artırır. Başka bir endişe ise, Çin’in daha fazla varlık sergilemesiyle birlikte oluşan siyasi gerilimlerdir. Bu tür gerilimler, Çin’in bugün başlıca yabancı güç olduğu Afrika’da çoktan ortaya çıktı.

 

RMB’nin uluslararasılaşması halen birkaç aksaklığa rağmen en başta cazip bir öneri olarak görülüyordu. Çin’in süregiden büyümesi ışığında, RMB’nin dolar karşısında değer kazanması beklendi. Benzer şekilde, Çin borsalarındaki yatırımlar, hızla gelişen şirketlerin kervanına katılmak üzere bir fırsat olarak görüldü. Arjantin ve Venezüella gibi hızlı bir şekilde yıpranan Latin Amerika ülkeleri, Çin’i sadece yeni ve büyük bir ticaret ortağı olarak görmekle kalmadılar, aynı zamanda –saydamlık, işçi hakları gibi konularda- gelişmiş ülkelere kıyasla daha az koşul talep eden, yatırım ve finans için yeni bir kaynak olarak kabul ettiler. Ancak işin aslı öyle olmayabilir.

 

Öte yandan, ortada halen endişe yaratan önemli meseleler var. Çin-Latin Amerika arasındaki ekonomik ve finansal ilişkilerde RMB kullanımındaki bir artış da risk yaratıyor. Eğer Çinli şirketler RMB kullanarak bölgeye yatırım yaparlarsa, RMB üzerinden değerlenen varlıklara sahip olmak ne tür etkiler doğuracaktır? Bu durum, Çin’in daha fazla yatırım yapmasını sağlayabilir, ancak Çin’in ticareti, yatırımı ve finansına aşırı bağımlılık korkusunu artırır.

 

İnişli çıkışlı bir ilişki

 

Bir dizi önemli meydan okuma mevcut. Bu zamana değin, rakamlar, Çin’in Latin Amerika’da RMB’yi teşvik etmeye yönelik çabalarına dek düşen sayılar söz konusu değil.  Bugün bölgenin Çin ile ticaretinin yüzde 1’inden az bir kısmı RMB üzerinden yapılıyor – bu durum, Çin’in dünya ile RMB üzerinden yaptığı yüzde 26’lık ticaretle büyük tezatlık oluşturuyor. (17) Sebep basit: Çin’in Latin Amerika’dan ithalatı, ağırlıklı olarak emtiadan oluşuyor ve fiyatlar uluslararası piyasalar tarafından belirlenip dolar üzerinden pazarlığı yapılıyor. RMB’ye geçmek için, daha önceden dolar üzerinden belirlenen sözleşmelerin yeniden yazılması gerekecek.

 

Bölgede aynı zamanda RMB likiditesi de noksan. Çin’in RMB ürünlerini teşvik etmek üzere Latin Amerika’daki bankalarının sayısındaki görünür artışa rağmen durum bu şekilde. Bugün Çin’in devlet kontrolündeki bankalarının en büyük ülkelerin sekizinde şubesi var.

 

Öte yandan, Çin’in Latin Amerika’da faaliyet gösteren bankalarının ciddi bir sermaye birikimleri bulunmuyor. Örneğin Brezilya’da Çin Bankası ve Çin Sanayi ve Ticaret Bankası’nın ulusal şubelerine aktardıkları sermaye sırasıyla 100 milyon dolar ve 200 milyon dolar. (19) Bunlar, dünyanın en büyük bankalarından ikisi açısından önemsenmeyecek miktarlar – hele ki yüksek miktarda emtia ihracatından oluşan (genellikle de dolar üzerinden fiyatlandırılan) Çin-Brezilya ikili ticaretinin ölçeğiyle kıyaslandığında.

 

Benzer şekilde, mevcut takas ve takas merkezleri anlaşmaları çerçevesindeki potansiyel sınırlı. RMB operasyonları için sadece Şili’de bir takas merkezi bulunuyor. Arjantin’le olan takas anlaşması ise, sadece acil koşullar altında –ülkenin 2015 yılında para birimi için uluslararası likidite noksanlığı yaşadığı dönemde- operasyonel hale geldi. Herhangi bir başka seçenek olmaksızın Arjantin hükümeti, uluslararası piyasalara erişmek ve ardından dolar karşılığında RMB takası yapabilmek için RMB karşılığında peso takası yapabildi. Bu durum Çin-Arjantin arasındaki takas anlaşmasının hedeflenen amacı iken (yani, uluslararası likidite krizini hafifletmek), pek de iyi şekilde kullanıldığı söylenemez. Amaç, RMB işlemlerine güveni sağlamak üzere likidite temin etmek olmalı; böylelikle kötü politikalar sürdürülmeksizin gerçek ekonomik faaliyetler harekete geçirilir.

 

Anlaşmada 11 milyar dolar harcandıktan sonra, Cristina Fernandez de Kirchner hükümeti, aynı nominal değerle anlaşmayı yenilemek istedi. Müzakereler henüz tamamlanmadı, ancak yeni koşullar, daha önceki anlaşmanın yarısından azına denk geleceğe benziyor (yani 5 milyar dolar). Bu durum, Çin’in takas anlaşmalarını ekonomik hedefler yerine siyasi hedefler doğrultusunda kullanma riskini gözler önüne seriyor.

 

Özel sektörün mali operasyonları da sınırlı olmaya devam ediyor. Latin Amerika’nın varlık yönetim şirketleri, offshore Hong Kong piyasasındaki Çinli şirketler içinde bir pozisyon edinme eğiliminde. 2010 yılında Brezilya’nın BTG Pactual adlı yatırım bankasında Çin Yatırım Şirketi’nin yaptığı yatırıma rağmen –iki ülke arasında mali işbirliğine yol açması beklenen bir anlaşma- söz konusu alanda pek fazla bir şey yapılmadı. (20)

 

Latin Amerikalı şirketler de Çin borsasında henüz aktif bir şekilde ticaret yapmıyorlar. Bunun ağırlıklı sebebi, Çin borsasının temellerine güven duyulmaması ve Çin ekonomisinin temel kurumsal ekonomik çerçevesidir. Şangay Borsası’nın 2015 yılında yaşadığı sıçrama ve hemen ardından çökmesinin akabinde, Çin hükümeti bir dizi piyasa kontrol tedbiri dayattı. Bunlar arasında, varlık satışları ve varlık barışı üzerinde getirilen sıkı limitler yer alıyordu ve bunlar Latin Amerika’dakiler dahil olmak üzere yabancı yatırımcıların güvenini ciddi biçimde etkiledi. Çin hisse senetleri piyasasındaki diğer birçok yabancı yatırımcıya benzer şekilde, Hong Kong artık ana piyasalarda doğrudan yatırım yerine daha güvenilir bir alan arayışında.

 

Bununla birlikte, Panda bonoları (Çin piyasasında yabancı şirketlerin çıkardığı bonolar) Latin Amerikalı şirketlerin Çin’deki devasa bono piyasasında cazip cari getiriler eşliğinde borç çıkarması için bir fırsat olarak görülebilir. Bunun sebebi ise, Çin’de on yıllık getiriler ile (ortalama yüzde 3) Latin Amerika ülkelerindekiler (ortalama yüzde 5’in üzerinde) arasındaki faiz oranı farklılıklarıdır. Bu faiz oranı farklılığı, operasyonları geliştirmek isteyen Latin Amerikalı şirketler açısından olumlu bir şey olabilir; ancak Çin’in ülke dışına çıkan paraya dönük sermaye denetimleri dayattığı da göz önüne alınmalı. Ayrıca, döviz rezervlerini çeşitlendirmek isteyen ülkeler için de cazip bir durumdur – özellikle de RMB üzerinden ticaret akışı arttıkça.

 

Ne kadar fazla sayıda Latin Amerika ülkesi RMB üzerinden operasyonlarda bulunmadıkça, Çin’in para politikasının uluslararası düzeyde dağılmalarından izole olamazlar. Yoğun RMB değişkenliği ve Ağustos 2015 – Şubat 2016 arasında devalüasyon, küresel piyasada çalkantıya yol açtı – özellikle de Çin’in döviz politikası yönelimi ve ayar mekanizmasına ilişkin belirsizlikler göz önüne alınırsa. Bölgenin finans piyasalarına ve dünya çapında diğer yükselen piyasalara doğru salgın ilerliyor.

 

Latin Amerika piyasaları, uluslararası düzeyde Çin’den gelen –özellikle emtiaya yönelik- talebe yoğun bir şekilde bağımlı durumda. RMB’nin değerinde azalmanın yaşandığı bir dönemin ardından genellikle dolar üzerinden ticareti yapılan emtia, Çinli yerel alıcılar açısından daha pahalı bir hal aldı. Aynı zamanda Çinli tüketiciler de ulusal ekonomilerinde ciddi bir yavaşlamayla başa çıkıyorlardı. Sonuçta, Latin Amerika’da piyasa ve ekonomik değişkenliğin artması söz konusu oldu, keza Çin’in politikasının ne yöne evrileceği ve yavaşlama sürecinin boyutları konusunda belirsizlik devam ediyor.

 

Belki de en önemlisi, derin bir kültürel ve bilgi açığının halen devam etmesi. ABD, Avrupa ve Asya-Pasifik bölgesindeki şirketlerden 150’nin üzerinde yöneticinin katıldığı bir araştırma, yöneticilerin yüzde 80’inden fazlasının, RMB üzerinden iş yapmanın uluslararası işlemlerde RMB kullanımı önündeki en büyük engel olduğunu anlamadığını gösteriyor. (21) İhracatçıların tümü RMB üzerinden faaliyet göstermeyi veya bu işlemlerden kar sağlamayı bilmiyor.

 

Önümüzdeki Süreç

 

Hem Çin hem de Latin Amerika’nın bu ortaklığı nasıl iyileştirecekleri konusunda anlaşmaya varmaları gerekiyor. Latin Amerikalı ihracatçıların daha fazla risk almayı ve Çin’in devasa iç piyasasına erişim sağlamaya dönük operasyonlara girişmeyi göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Bölgedeki bankalar da, Çin’deki faaliyetlerini artırabilirler ki bu da Latin Amerikalı ihracatçıların güvenini artırıp kültürel açıkları kapatmaya yardımcı olur. Halihazırda Çin piyasasında sadece Brezilya Bankası’nın bir şubesi bulunuyor. Hong Kong, Çin piyasasına girmek için ideal bir başlangıç noktası olacaktır; ana kara Çin ile derin bağlantılar kurmaktadır ve küresel RMB piyasalarında asli bir konuma sahiptir.

 

Çin’deki bankalar da Latin Amerika’daki daha fazla kaynak taahhüdünde bulunup Latin Amerika’daki iş kültürünü anlasalar iyi ederler. Örneğin bölgedeki Çin bankalarının çoğunun yönetim kurullarında yerel herhangi bir kişi bulunmuyor ve yerel derneklere ve medyaya katılımdan imtina ediyorlar.

 

Dolayısıyla, Çin’in son on yılda Latin Amerika’daki devasa yatırımlarına rağmen, ciddi bir RMB kullandığına dair fazla kanıt yok. Dolara genel bir bağlılık hakim. Ancak son raporlarda, geçtiğimiz yıl RMB kullanımında bir artış olduğu görülüyor ve bu da önümüzdeki dönemde yaşanacakların bir işareti olabilir. (22)

 

RMB’nin daha fazla kullanımı, RMB’ye yatırım yapan Çinli şirketlerle çalışmaya dönük süregiden bölge çapındaki endişelere yanıt vermeyi gerektirecektir. RMB üzerinden ödeme alanların döviz kuruyla ne yapacakları konusunda net bir fikirleri yok ve Çin’in varlıklarına yatırım yapmaya pek güvenmiyorlar. Riske daha açık olan Latin Amerikalı şirketler ise, Çin’in riskli şirketlerine varlık satmayı istemeyeceklerdir. Ulusal çaptaki bankalar-arası bono piyasasının son dönemde yaptığı açılım ve uluslararası likiditedeki artışlar ile birlikte RMB kullanımının bölge çapında artma beklentisi söz konusu.

 

Bu konu niçin önemli?

 

  • RMB üzerinden yapılan borç, birçok Latin Amerika ülkesi için finansman maliyetlerini düşürebilir.
  • Bununla birlikte ortada bazı sorunlar var. Latin Amerika’da faaliyet gösteren Çinli şirketlerin önemli bir sermayeleri veya likiditeleri bulunmuyor.
  • Uluslararası likidite sorunlarını hafifletmek için RMB’nin kullanımı – gerçek ekonomik faaliyet yaratmak yerine- sağlam olmayan mali ve parasal politikaların sürdürülmesine yardımcı olabilir.

 

**

 

Politika Önerileri: Latin Amerika RMB piyasasına nasıl erişebilir?

 

RMB’nin uluslararasılaşması, Çin’in başlıca politika hedefidir. Bununla birlikte, RMB Latin Amerika’da ticaret, yatırım, finans veya rezerv yönetimi için yaygın bir şekilde kullanılmadan önce, finansal piyasa katılımcılarının ve politika yapıcıların güvenini kazanmalıdır. Aşağıdaki adımları atmak suretiyle Çin hükümeti bölgede daha fazla RMB kullanımını teşvik edebilir:

 

  • Sermaye bilançosuna dair reformları ilerletmek: Eğer Çin hükümeti özellikle sermayenin yurtdışına akması konusunda bunu yaparsa, yatırımcıların Çin’deki hem bono piyasalarına hem de borsaya erişimde daha fazla özgürlüğü olur. Buna ek olarak, Çin, hisse senedi çıkaran yabancı kuruluşların iç piyasalara erişimini kolaylaştırmak için hisse senedi çıkarma sürecini kolaylaştırabilir. Bununla birlikte, daha köklü bir meydan okuma ise, sermaye bilançosunu diğer politikalarla –örneğin döviz kurunda esneklik ve finansal piyasaların gelişimi- ardışık hale getirmektir. Bankacılık sisteminin güçlendirilmesi ve daha iyi düzenlenmiş bono ve öz kaynak piyasalarının geliştirilmesi, Çin içerisinde daha iyi bir kaynak tahsisatı için asli önem arz etmektedir. (23)

 

  • Politika niyetlerini daha iyi iletmek: Finansal piyasalarda bir bilgi açığı söz konusudur. Son on sekiz yılda politika yapıcıların kötü iletişimi, piyasa oyuncuları arasında bir dizi yanlış anlaşılmaya sebep oldu. Bu durum ise, piyasalarda bir gerginliğe yol açarken, Latin Amerika ekonomileri üzerinde dalgalanma etkisi doğurdu.

 

  • Hükümetin niyetini netleştirmek: Önemli bir adım ise, hükümetin kendisini ulusal piyasalara nasıl dahil edeceğine dair net bir sinyal vermektir. Geçtiğimiz yaz, Çin hükümeti piyasalara çarpıcı biçimde müdahale etti ve operasyonları üzerinde bir dizi kısıtlama getirdi. Bu durum ise, yabancı yatırımcıların Çin piyasasına güvenlerini yitirmelerine yol açtı ve bölge piyasalarına doğru bulaşıcı etkiler doğurdu.

 

Eğer Çin hükümeti bu endişeleri ele almazsa, Latin Amerika’dan piyasa katılımcılarının güven düzeyi muhtemelen düşük kalacaktır. Bununla birlikte, Çin’in RMB’yi uluslararasılaştırma yönündeki çabaları –eğer temelleri güçlü ise- Latin Amerika ülkelerinin finans ve ticaret kaynaklarının daha iyi çeşitlenmesini sağlayabilir.

 

Örneğin şirketler RMB üzerinden borçlanabilirler ve bu da potansiyel olarak finansman maliyetlerini azaltabilir. Buna ek olarak, RMB üzerinden ticaret yapmak, işlem maliyetlerini azaltır ve bu durum da genellikle Çin’den ithalat yapıp Çin’e ihracat yapan büyük ticaret ülkeleri için bir itki olur.

 

Latin Amerika ülkeleri ve şirketlerinin RMB’nin uluslararasılaşmasından fayda sağlamaları için, bölgedeki hükümetlerin ve şirketlerin aşağıdaki adımları atmaları gerekiyor:

 

  • Takas anlaşmalarının sayısını ve kapsamını genişletmek: Latin Amerika ülkeleri ve Çin, imzalanan takas anlaşmalarının sayısını müzakere edip bunları artırabilir. Bölgedeki otuz üç ülkeden sadece sekizinin Çin ile anlaşması bulunmaktadır. Bu anlaşmalar, RMB operasyonları için piyasa likiditesi sağlamaya odaklanmalıdır. Bunun için de, normal koşullar altında takas anlaşmaları gündeme getirilmeli ve bunu yapmak için sadece likidite krizi çıkması beklenmemelidir. Bu tür takas anlaşmaları, eğer uygun bir şekilde yapılandırılırlarsa, ülkelerin likidite kaynaklarını çeşitlendirmek ve RMB operasyonlarının yaygınlaşmasını desteklemek gibi bir potansiyele sahiptir.

 

  • RMB işlemlerini etkin bir şekilde güçlendirmek için daha fazla takas merkezi kurmak: Bugün sadece Çin’in RMB operasyonları için takas merkezi bulunmaktadır. Daha fazla takas merkezi, daha fazla sayıda bankanın RMB dahil yerel para birimindeki operasyonlarda finansal aracılar olarak işle sergilemesine yardımcı olur. Takas merkezleri etkinliği artırır, işlem maliyetlerini düşürür, RMB üzerinden işlem yapma yeteneğine dair güveni artırır. Çin Uluslararası Ödeme Sistemi’nin gelişimiyle eş zamanlı olarak, iyi işleyen küresel piyasalara temel bir altyapı sağlar. Şili, bölgesel RMB işlemlerinde kendisi için bölgesel bir merkez rolü tasarlamaktadır. Bununla birlikte, diğer büyük piyasaların RMB operasyonlarını desteklemek üzere kendi düzenlemelerini geliştirmeleri için net faydalar bulunmaktadır.

 

  • Çin piyasasına giren Latin Amerika ülkelerinin sayısını ikiye katlamak: Özel sektör, Çin piyasasının sunduğu fırsatları daha iyi değerlendirmelidir. Latin Amerika bankaları Çin’e kaynak tahsis etmeye başlamalı ve Çin’in karmaşık mali sisteminde nasıl ilerleyecekleri konusunda daha fazla şey öğrenmelidir. Daha da önemlisi, Latin Amerika’da emtia dışında diğer şeyleri ihraç edenler, Çin’in iç piyasalarının ticari potansiyeline odaklanmalıdır. Bu, Latin Amerika açısından emtiaya dayalı tavrını çeşitlendirmek için önemli bir fırsattır. Eğer süratle harekete geçilmezse bu ivme yitirilebilir.

 

  • RMB hareketliliğine karşı temkinli olmak: Önümüzdeki dönemde, dolar, Euro ve renminbi arasında geçerli döviz kuru oranlarında yukarı yönlü hızlı değişimler yaşanacak. Bu durum, döviz kuru risklerine karşı korunmak için bölgede piyasa ve araçların geliştirilmesini zorunlu kılacak. Bu tür araçlar genellikle az gelişmiştir, ancak bu genelleme Latin Amerika için çok daha doğrudur; keza Latin Amerika, riske karşı en açık ülkeler arasında yer almaktadır. İleriye dönük olarak, mali kurumlar ve politika yapıcılar bölgede artan RMB kullanımının risklerini yönetmek için türev piyasaların daha çok gelişmesini desteklemelidir.

 

  • Teknik ve ekonomik temellerin olduğu dönemlerde Çin’in kredilerine başvurmak: Bölge, Çin’i son kertede borç para veren ülke olarak kullanma fikrinden uzaklaşmalıdır. Çin’in fonlaması –RMB üzerinden de olsa dolar üzerinden de- sadece buna yönelik net bir amaç olduğu zaman kullanılmalıdır. Zorlu mali koşullar altındaki ülkeler için RMB üzerinden fon kullanımı, denklemin tüm tarafları için riskli ve olumsuzdur. Latin Amerika açısından, gerekli ekonomik reformları ertelemek için bir fırsat yaratır; Çin tarafında ise borçlarını ödeyememe riskini artırıp, kaynakların yanlış bir şekilde tahsis edilmesine katkı sağlar.

 

**

 

İleriye Dönük Olarak:

 

Mevcut ikili ticaret akışlarının düzeyi ve hem işlemler hem de ticaret finansmanı için RMB’nin kullanımına giderek daha fazla odaklanılması karşısında, RMB’nin kullanımının – özellikle de Fon’un Özel çekme Hakları’na döviz kurunun ilave edilmesiyle birlikte- Çin-Latin Amerika anlaşmalarında artması oldukça muhtemeldir. Buna ek olarak, Çin’in bölgede artan dış yatırımının da –tedrici bir hızla olsa da- RMB üzerinden belirlenme ihtimali vardır.

 

RMB üzerinden ödemeler, ticaret finansmanı ve yatırımın birleşimi ise, Çin’in para biriminin Latin Amerika nezdinde daha büyük bir pay sahibi olacaktır. Bununla birlikte, dolar üzerinden belirlenen pay, özellikle dolar üzerinden fiyatlanan emtialar söz konusu olduğunda, yüksek kalmaya devam edecektir.

 

Benzer şekilde, Çin’in daralan iş gücü ve ülke ekonomisini daha yüksek verimliliğe doğru yeniden yapılandırma kararlılığı, Çin’in bölgede düşük maliyetli imalata yatırımı için fırsatları artırmaktadır. Bu, emtialar ve altyapı odağının ötesine geçen yeni bir sınırdır. Daha fazla RMB akışı olursa, RMB üzerinden elde tutulan döviz rezervlerinin miktarında bir artış yaşanabilir.

 

ABD açısında, RMB’nin Latin Amerika’da artan etkisinin ABD’nin bölgedeki ekonomik varlığını etkilemesi inkar edilemez bir gerçektir. Son on yıldır ABD, en büyük ekonomilerden bazılarında –örneğin Brezilya ve Arjantin- ticaret üstünlüğünü çoktan yitirdi. Eğer bölge ülkeleri Çin para birimini ticaret işlemlerinde daha yaygın şekilde kullanmaya karar verirlerse, bu eğilim devam edecek. RMB kullanarak Çin’den ithalat yapmak, işlem maliyetlerini azaltır ve Latin Amerika ülkelerine uluslararası piyasalara erişimi olmayabilen birçok Çinli ihracatçıya erişim imkanı verir. Bu durum, bölgede ABD’li ihracatçılar için daha fazla rekabet anlamına gelmektedir.

 

Dolayısıyla ABD, Latin Amerika ülkeleriyle finansal bağlarını güçlendirmeye odaklanmalıdır. Örneğin Amerikan bankaları Latin Amerika’daki şubelerine daha fazla kredi verebilir. Buna ek olarak, Dünya Bankası ve Amerika Ülkeleri Kalkınma Bankası gibi çok-taraflı kuruluşlar, ticaret finansmanına daha fazla vurgu yapmalıdır.

 

Şurası net ki, Çin’in para birimi, uluslararası piyasalarda daha büyük bir rol oynayacak. Bu doğrultusundaki ilk adım, 1 Ekim 2016 tarihinde RMB’nin SDR sepetine eklenmesiyle geldi. ancak, Latin Amerika çapında ülkeleri ve şirketleri Çin para biriminin kullanıldığı daha fazla operasyona dahil olmaya ikna etmek için bu yeterli değildir. Çin RMB operasyonları için altyapı inşasına ve para biriminin kullanımını teşvik etmeye kısa süre önce başladı.

 

Ancak, hükümetler ve şirketler, bu operasyonlara girişmeye başlamanın vaktinin geldiğini akılda tutmalıdır, yoksa bu fırsat penceresini kaçırabilirler. Çin’in para birimi uluslararası piyasalarda daha büyük bir rol oynamaya devam ederken, başka bir seçenek yok. Bununla birlikte, RMB’nin uluslararasılaşma süreci ve mali piyasalar –özellikle de Latin Amerika ekonomileri- üzerindeki etkisi, güveni daha da artırmak üzere Çin içinde daha fazla reforma dayanmaktadır.

 

Kaynak: http://www.atlanticcouncil.org/images/publications/A_Globalized_Renminbi_web_1005.pdf