close
Genel

Mattis: Ulusal Savunma Stratejisi İçin Zamanımız Oldukça Uygun

american_empire2

Jim Garamone 

 

Büyük güçler arasındaki rekabetin geri döndüğünü vurgularken, günümüz dünyasını kasıp kavuran diğer tehditleri de ele alan Yeni Ulusal Savunma Stratejisi, günümüz için oldukça uygun, diyor ABD Savunma Bakanı James N. Mattis.

 

Bakan, Paul H. Nitze İleri Uluslararası Araştırmalar Okulu’nda stratejiyi tanıttı ve bunun sadece bir savunma stratejisi değil bir Amerikan stratejisi olduğunu belirtti. Bu okul, merkezi Washington’da bulunan Johns Hopkins Üniversitesi’nin bir parçası.

 

On yıldır ilk yeni strateji olan bu strateji, Aralık ayında Başkan Donald J. Trump’ın açıkladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi’ni temel alıyor.

 

Yeni Strateji “Stratejik Amaçlı bir Çağı” Değerlendiriyor

 

“Bugün Amerikan ordusu stratejik amaçlı bir çağı değerlendiriyor ve değişen dünyanın gerçekleri karşısında teyakkuzda olup değerlerimizi ve bizimle aynı safta yer alan ülkeleri koruma ihtiyacı karşısında dikkatliyiz,” diyor Bakan. “Amerikan ordusu bizim yaşam biçimimizi koruyor ve aynı zamanda fikirler dünyasını da koruyor. Bu sadece coğrafyayı korumakla ilgili bir şey değil. Bu, tüm alanlardaki çabalarımızı yönlendirecek bir savunma stratejisi.”

 

Son stratejiden beri tehditler değişti. Rusya ve Çin kaynaklı zorlukların su yüzüne çıkmasıyla birlikte küresel düzeyde artan bir kırılganlık ve belirsizlik ortamı doğuyor. Savunma Bakanı şöyle söylüyor: “Her ne kadar teröristlere karşı kampanyamızı sürdürmeye devam edecek olsak da ve bugün bu kampanyayı yürütsek de, ABD’nin ulusal güvenliğinin odak noktası artık terörizm değil büyük güçlerin rekabetidir.”

 

Strateji, Amerikan halkına “yaşam biçimini korumak, müttefikleriyle aynı safta yer almak ve bugün faydalandıkları özgürlükleri bir sonraki nesle eksiksiz şekilde aktarma sorumluluğunu üstlenmek” zorunda olan ordunun imkanlarını sunacağız.

 

Strateji, ABD ordusunun rekabetçi alanını genişletiyor; savaşa yönelik hazırlık halini önceliklendiriyor; önemli değişimlere yönelik net bir yön çiziyor ve stratejik olarak rekabet edebilmek için daha ölümcül bir güç inşa ediyor.

 

Zorlu Tercihler

 

Stratejiyi oluştururken, yetkililerin zorlu tercihlerde bulunması gerekiyordu. Mattis şöyle açıklıyor: “Ve bu zorlu tercihleri, Amerika’nın bekasını sürdürebildiği şeklindeki temel bir ön-kabulden yola çıkarak yaptık.”

 

“Çin ve Rusya gibi birbirlerinden oldukça farklı revizyonist güçlerden gelen, artan sayıdaki tehditle karşı karşıyayız. Bu ülkeler, otoriter modelleriyle tutarlı bir dünya yaratmak, diğer ulusların ekonomik, diplomatik ve güvenlik kararları üzerinde veto güçlerini uygulamak istiyorlar.”

 

Kuzey Kore ve İran gibi haydut rejimlerden gelen tehdit devam ediyor. Ve IŞİD’in fiziksel hilafeti artık olmasa da, grup – ve diğer aşırılık yanlısı örgütler- çevrelerine öfke saçmaya devam ediyorlar.

 

“Bu değişim döneminde ordumuz güçlü kalacak; ancak rekabetçi avantaj savaşın her bir alanında ortadan kayboluyor: havada, karada, denizde, uzayda, siber uzayda. Ve erimeye de devam ediyor,” diyor Bakan.

 

“Diplomasi Başarısız Olursa Ordumuz Kazanacak”

 

On altı yıl savaş, hızlı teknolojik değişim, savunma harcamalarına getirilen sınırlamalar ve görünüşte süreklilik arz eden kararlar, “aşırı genişlemiş ve yeterince kaynak bulamayan bir ordu yarattı”, diyen Bakan ekliyor: “Ordumuzun rolü, barışı korumak, barışı bir yıl daha, bir ay daha, bir hafta daha, bir gün daha sürdürmek; diplomatlarımızın sorunları çözmek üzere çalışmalarını sağlamak ve müttefiklerimizin bize güvenlerini boşa çıkarmamaktır. Bu güven, eğer diplomasi başarısız olursa ordumuzun kazanacağına olan güvenle güçlenmektedir.”

 

Mattis, Amerikan ordusunun üstünlüğünün önceden belirlenmiş bir kader olmadığını söylüyor: “Eğer ulusumuz bizi ve savunduğumuz şeyleri koruma yeteneğini devam ettirecekse, çok daha ölümcül bir güç sergilememiz gerekiyor. Savunma stratejisinin üç temel çaba noktası; rekabetçi askeri avantajımızı geri kazanmamızı sağlayacak.”

 

Strateji, Bakanlığın çok daha ölümcül bir ortak güç inşa etmesini taahhüt ediyor. Eski ittifakların güçlendirilmesi, yenilerinin inşa edilmesi çağrısında bulunuyor. Bakan şöyle söylüyor: “Aynı zamanda Bakanlığımızın performans ve finansman gücü açısından iş yapma pratiklerini reforma tabi tutacağız.”

 

Bir düşman, algılanan herhangi bir zayıflığa saldıracaktır, diyor Mattis. Dolayısıyla Amerikan ordusunun geniş bir çatışma spektrumunda savaşabilmesi gerekiyor. “Yani; güçlerimizin boyutu ve içeriği önemlidir. Ulusumuz, çatışmaları caydırmak üzere yeterli ve mahir güçleri sahaya indirmelidir. Ve eğer caydırıcılığımız başarısız olursa, kazanmalıyız.”

 

Mattis ekliyor: “Amerika’nın demokrasi deneyimini tehdit edecek olanlar şunu bilmelidir: Eğer bize meydan okursanız bu sizin en uzun ve en kötü gününüz olur. Diplomatlarımızla birlikte çalışın: Savunma Bakanlığımız’la savaşmak istemezsiniz.”

 

Bakan’ın söylediğine göre, ittifaklar Amerika’nın başarısında anahtar öneme sahiptir. “Geçmişte birçok kez savaştım ve hiçbir zaman tamamen Amerikalı bir oluşum içerisinde değildim. Her zaman yabancı birliklerle savaştım.”

 

Amerikan ordusu, Mattis’e göre, müttefiklerle birlikte savaşmak üzere tasarlanmalı, eğitilmeli ve bu yönde hazırlıklı olmalı. “Tarih, müttefikleri olan ulusların geliştiğini göstermektedir. Güvenlik ve refaha yönelik bu yaklaşım, ABD’nin barışı sürdürme ve savaşları kazanmasına yardımcı olmuştur. Eşit sorumluluklar yüklenen müttefiklerle birlikte, onların yanında ve onların aracılığıyla çalışmak, gücümüzü çok daha fazla artırmamızı sağlamaktadır.”

 

Savunma Bakanlığı’nın İş Uygulamalarının Reforma Tabi Tutulması

 

Mattis’e göre, üçüncü çaba noktası, ABD’nin rekabetçi gücünün kurulması olacaktır: Bakanlığın iş uygulamalarının reforma tabi tutulması.

 

“Bize tahsis edilen vergi dolarlarını denetimli şekilde kullanacağız; yani sonuçlar ve hesap verebilirlik önemlidir. Bakanlık, performans ve finansman gücü kültürüne geçecek. Başarı, yeni bir teknolojiyi ilk olarak geliştiren ülkeye değil, onu daha iyi entegre eden ve mücadele biçimine daha hızlı şekilde adapte eden ülkeye aittir.”

 

Savunma Bakan yardımcısı Patricl M. Shanahan ise daha şimdiden bu çabalara öncülük ediyor. Operasyonların ölçeğini bu şekilde artırmayı, birlikleri teçhizatlandırmak üzere daha iyi anlaşmalara varmayı ve sistemleri modernleştirmeyi umuyor.

 

Bu strateji, eğer kaynaklar kullanılmazsa hiçbir anlama gelmez, diyen Mattis ekliyor: “Hiçbir strateji yeterli finansman ve Amerika’yı modern çağda savunmak için gereken istikrarlı, öngörülebilir bütçeler olmaksızın ayakta kalamaz. Ordumuzu modernize edemezsek, son yürüttüğü savaşı kazanan ancak yarının güvenliği açısından anlamlı olmayan bir güçle baş başa kalırız.”

 

Süregiden Azim, Askeri Hazırlık Haline Zarar Verebilir

 

Mattis ekliyor: “Şu noktayı netleştirmeme izin verin. Ordumuzda son 16 yıl çok zorlu geçmiş olabilir. Ancak hiçbir düşman ABD ordusunun hazırlık haline Bütçe Kontrolü Yasası’nın savunma harcamalarına getirdiği kısıtlamaların yarattığı toplam etki kadar zarar vermemiştir. Bu durum, son on yılın dokuzunda, süregiden bir kararlılık hali çerçevesinde vergi mükelleflerinin değerli paralarını boş yere harcamamıza yol açmıştır.”

 

Ordu, artık uygun olmayan ve hedefle uyumsuz kaynaklarla misyonunu tamamlamak üzere durdurak bilmeden çalışmayı sürdürüyor; çünkü bunun basit bir sebebi var: Kongre, normal düzeni devam ettiremiyor, diye düşünüyor Mattis.

 

“İyi bir performans sergilemiş olmamız, harika ve sadık birliklerimizin yararınadır; ancak sadakat iki yönlü bir yol olmalıdır,” diyen Mattis ekliyor: “Ordumuzun harika kadınları ve erkeklerinin, tehlikede olsalar bile, hizmetlerinde sadık olmalarını bekliyoruz. Amerikan halkına borçlarını canlarıyla ödemeye hazırlıklı olan insanlara sadık olmayı sürdürmeliyiz.”

 

Anayasa’ya göre, ordu ve donanmayı göreve çağırma yetkisi Kongre’ye aittir, diyor Mattis.

 

“Bununla birlikte, bu sabah haberleri izlerken, hükümetin kepenk kapattığına tanıklık ediyoruz. Bu, bizi elden ayaktan düşüren, süregiden bir kararlılık halidir. Kongre’nin bütçe kararlarında yeniden sürücü koltuğuna geçmesi gerekiyor; Bütçe Kontrolü Yasaları’nın otomatik ve rasgele kesintilerini seyirci koltuğunda izlemesi değil. Bir bütçeye ihtiyacımız var ve eğer ordumuzun üstünlüğünü devam ettireceksek, bütçe öngörülebilir olmalı.”