close
Genel

‘Robotların yükselişi’ ne tür değişimlere neden olabilir?

robot1

Mark Mardell

 

“Makineler her zaman kibarlar, her zaman çapraz satış fırsatlarını değerlendiriyorlar. Hiç bir zaman tatile çıkmıyorlar. İşe geç kalmadıkları gibi onlardan kaynaklanan bir iş kazası ya da yaş, cinsiyet, ırk ayrımcılığı davası da yok.”

 

“Kemiklerin una dönüşecek ve onların üstünde yeni bir Tanrı yürüyecek”. Yeni popüler televizyon dizisi Westworld’un karakterlerinden Dolores böyle diyor.

Robotlarla yaşam düşünüldüğü kadar kötü olmayabilir. Ama onlardan kurtulmak isteyenler için çalışma yasalarını değiştirmek ya da ülkenin etrafına duvar örmek yeterli olmayacak.

Robotların yükselişi önümüzdeki yılın hikayesi olmaya aday. Sanayi devrimi döneminde fabrikalardaki makine kırıcılar hareketinin isyanından beri mekanizasyon insanların işlerini elinden almaya devam ediyor. Ama dönüşüm hiç bu kadar hızlı olmamıştı.

Birçok insan yakın gelecekte yapay zekanın insan zekasına üstün gelmesinin mümkün olmadığını düşünüyor. Dolayısıyla bu konuda etik tartışmalara başlamak için henüz erken. Ancak her gün makineler eskiden sadece insanların yapabildiği başka bir işi öğreniyor.

3 boyutlu yazıcılar ulaşım ve üretim alanındaki istihdam ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Sürücüsüz araçlarsa yakın gelecekte bizi bekliyor. Kamyon şoförlüğünün ABD sınırları içindeki en yaygın meslek olduğunu düşünürseniz bu oldukça korkutucu bir gelişme.

‘Bazı işkolları makineleşme tarafından yok edilecek’

Araştırmacılar ABD’deki işkollarının yarısının 2033 yılı itibariyle makineleşme tarafından yok edileceğini söylüyor. Sırada ise tıp, hukuk ve habercilik – evet, habercilik- gibi yükseköğrenim derecesi gerektiren işler olabilir. Bankacıları da unutmayın. Otuz bin kişiye istihdam sağlayan Boston’daki State Street bankasının başkanı Michael Rogers, 2020 yılına kadar 5 çalışanından birinin yerinin bir algoritma tarafından doldurulacağını düşünüyor.

Donald Trump’ın kabinesinde çalışma bakanı olarak görev yapacak olan ve aynı zamanda bir çok fast food şirketinin sahibi olan Andrew Puzder, daha az işçi çalıştırmaktan hiç de şikayetçi değil. “Makineler her zaman kibarlar, her zaman çapraz satış fırsatlarını değerlendiriyorlar. Hiç bir zaman tatile çıkmıyorlar. İşe geç kalmadıkları gibi onlardan kaynaklanan bir iş kazası ya da yaş, cinsiyet, ırk ayrımcılığı davası da yok.”

Bu kehanetleri daha önce okumuş olabilirsiniz. Muhtemelen de haklısınız. Uzmanlar uzun yıllardır dördüncü (ya da beşinci) sanayi devriminden, küreselleşmenin üçüncü dalgasından ve onun yaratıcı yıkıma sebep olan teknolojilerinden bahsediyorlar.

Ancak konunun bu sefer gündeme gelmesinin ardında politik şartlar yatıyor. Ortada yeni bir soru var. Bu yeni ekonomik darbe, ekonomisi küçülen şehirlerin isyanı ve geride kalan düşük gelirlilerin feryatları için anlama gelecek? 2016 yılının İngiltere ve ABD için kendine has bir yıl olduğunu muhtemelen fark etmişsinizdir. Almanya, Fransa ve Hollanda’da önümüzdeki yıl yapılacak seçimler 2017’nin Avrupa için de böyle bir yıl olacağını gösteriyor.

Çoğu kişi için tüm bu olanlar fakirleşen kesimlerin başkaldırısından başka bir şey değil. Milliyetçilik ve kimlik konuları bu başkaldırının temalarından sadece ikisi. Artan işsizlik ve gittikçe artan eşitsizlik hissi de bu temalardan. Saygı duyulan bir ekonomist olan Profesör Richard Baldwin, koşulların daha da kötüye gideceğini iddia ediyor. Baldwin, “Londra’daki otel odalarını, Kenya ya da Buenos Aires’te yaşayan insanların internetten kontrol ettikleri robotlarıyla onda bir fiyatına temizlendiğini düşünsenize” diyor.

İnsanların buna verecekleri tepkiyi tahmin etmek Baldwin’e göre basit: “Buna oldukça sinirlenecekler!”

Politikacıların artan eşitsizliğe karşı çözüm önerisi yok

Bu yıl politikacılar bu öfkenin ilk dalgasını keşfettiler. Ancak ülkelerinin sınırlarına örmeyi planladıkları duvarların ve korumacı ticaret politikalarının ardında, gitgide artan eşitsizliğe karşı çok fazla çözüm önerileri yok. İşin kötü tarafı ise uzmanların ve kamu yetkililerinin de durumu politikacılardan farklı değil. Belki de şimdi, sınırlara bağlı kalmadan yaratıcı düşünme vakti. Bazı çözümler epey egzotik.

Bu konuda öne sürülen nadir çözüm önerilerinden biri “Tamamen Makineleşmiş Lüks (veya boş vakit) Komünizmi’ yani kısaca TMLK. Bu görüş, tüm ihtiyaçlarımızın maliyetinin düşmesinden sonra insanların gelir seviyelerinden bağımsız olarak istediği çoğu şeye sahip olabileceklerini iddia ediyor. Tabi şirketlerin sahipleri tüm kazançlarını kendilerine saklamazsa…

Robotlar kimin mülkiyetinde olacak?

Bazı solcu düşünürler ise bu konuda oldukça karamsar. Onlar, sürecin fakirlere karşı bir savaşa yol açacağını ve işçilerin ortadan kalkacağını iddia ediyorlar. İlk defa bir bilimkurgu yazarı tarafından kullanılan robot kelimesi Çekçe “serf” anlamına geliyor. TMLK’nın gerçekleşmesi durumunda hepimiz kölelerimiz olan robotların sahibi olarak onların ürettiği ürünlerin de sahibi oluyoruz.

Kıtlığın olmadığı bir toplumda paranın varlığı da anlamsızlaşıyor. Tabi tüm bunlar robotların kimin mülkiyetinde olduğuna bağlı. Ayrıca bu bildiğimiz anlamıyla emeğin tanımının da değişmesi anlamına geliyor.

Herkese yönelik bir sosyal yardım paketi mümkün mü?

TMLK’dan daha ılımlı bir yaklaşım ise vatandaş aylığı ya da evrensel asgari ücret olabilir, yani işsizler de dahil olmak üzere herkese bir maaş bağlanması. Çağımızın bakış açısı böyle bir uygulamaya sıcak bakmayacaktır. Çünkü seçmenler hâlihazırda elit kesimin yerli parazitlere ya da göçmen nüfusa hak etmedikleri bir koruma sağladığını düşünüyor.

Dolayısıyla, toplumun zenginden fakire tüm tabakalarını kapsayacak bir sosyal yardım paketi politik olarak çok başarılı bir hamle olmayabilir. Elimizde “aylık” gelire göre düzenlenmiş bir yaşamın da devlet yardımı ile geçinmekten daha tatmin edici, yüceltici olacağına dair somut bir delil de bulunmuyor.

Ama ben bir yeni yıl kararı öneriyorum. Bu blog da dahil olmak üzere katkıda bulunduğum her programda ne kadar hayalperest ya da karamsar olduğuna bakmaksızın bu sorun için önerilen çözümlerden bahsedeceğim. Çalışma hayatımın büyük bir kısmını, politikacılara bildiğimiz anlamıyla sanayi döneminin sonunun toplumun tüm kesimleri için çok ciddi sonuçları olacağını göstermeye çalıştım.

Biz de çok yakın gelecekte başımıza gelecekler için düşünmeyi ertelemeyelim.

 

İngiltere’de 1 Milyon Kişi Makineler Nedeniyle İşsiz Kalabilir

 

İngiltere’de yapılan bir araştırma 2030 yılına kadar yaklaşık 1 milyon kişinin işini makinelerin yapacağını öne sürdü. Oxford Üniversitesi ve Deloitte şirketi tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, İngiltere’nin kamu sektöründeki 850 binden fazla “tekrarlanan ve tahmin  edilebilir” iş rollerini makinelerin üstlenmesi olasılığı yüzde 77.

 

İngiltere’de kamu sektöründe 1.3 milyon kişinin yaptığı idari görevlerin çoğunun makinelere devredilmesi söz konusu. Araştırmaya göre öğretmenler, polis memurları ve sosyal görevlilerin işlerinin belli bir kısmı makinelere verilirse, bu personel farklı işlere kaydırılacak ya da işten  çıkarılacak.

 

Araştırma özellikle kamu sektörüne yoğunlaşıyor. Deloitte Şirketi’nin daha önceki çalışmaları makineleşmenin önümüzdeki 20 yıl içinde tüm sektörleri etkileyeceğini ortaya koymuştu. Rapor, ulaşım ve depolama alanında  yüzde 74, toptan ve perakende ticarette yüzde 59 ve üretim sekötünde yüzde 56 oranında makineleşme yaşanacağını öne sürüyor.

 

Buna ragmen Deloitte araştırması makineleşmenin büyük bir işsizliğe neden olmayacağını, son 140 yılda makinelerin daha fazla iş yarattığını savunuyor. Rapor makinelerin dokunamayacağı iş rolleri arasında eğitim, sağlık, bakım sektörü ve halka birebir iletişim gerektiren işleri sayıyor.

 

Makineleşme kamu görevlerinde kısıntılara gitmek isteyen hükümet için cazip bir seçenek olabilir. Çünkü 2030 yılına kadar kamu sektöründe makineler kullanılırsa 17  milyar sterlinlik bir tasarruf elde edilebilecek. “Tekrarlanan ve tahmin edilebilir” iş rollerinin makinelere devredilmesi yerel yönetimlerde çalışan ve 2001’de 99 bin, 2015’te 87 bin olan idari personelin 2030  yılında 4 bine düşmesi anlamına geliyor.

 

“Öğretmen, polis ve sosyal görevliler gibi kişisel etkileşim gereken işlerin” ise makineleşme oranının yüzde 23 olacağı belirtildi. “Finans müdürleri ve üst düzey yöneticiler gibi stratejik düşünce ve karmaşık akıl yürütme gerektiren” işlerin ise makinelere devredilme olasılığı sadece yüzde 14.

 

Raporda 1 milyon çalışanın bu konumda olduğu ve bunun iş gücünün yüzde 20’sine denk geldiği belirtildi. Deloitte şirketinde kamu sektöründen sorumlu Mike Turley basına yaptığı açıklamada kamu sektöründe teknolojinin daha fazla rol oynadığını gördüklerini söyledi.

 

Turley, “Robot teknolojisi, veri girişleri ve sürücüsüz trenler gibi yerel yönetimleri destekleyen hizmetler yayılıyor. Hastane ve bakım evlerinde de alıcı aygıtlar  hem hasta hem de hemşirelere daha fazla kaliteli etkileşim olanağı sağlıyor” dedi. Deloitte yetkilisi Turley, otomasyonun çalışanların bir gecede işten atılmasına neden olmayacağını da savunuyor.

 

Turley, “Bunun etkisi aşamalı ve yönetilebilir olacak ancak insanların yerine bütünüyle teknoloji kullanmak siyasi ve sosyal bir dirence neden olabilir” diye konuştu. Turley araştırmalarının kimi işlerin otomasyon nedeniyle yer değiştireceğini ancak yetenek gerektiren yeni ve iyi maaşlı işlerin de ortaya çıkacağını gösterdiğini  belirtti.

 

Pizza Ustası Robotlar

Robot teknolojisi sürekli gelişiyor. Bu da, robotların insan gücünün yerini aldığı veya insanlara yardımcı olduğu sektörlerin sayısını arttırıyor. Robotlar artık gıda sektöründe de kendini göstermeye başladı. Çok sayıda pizzacı, robot teknolojisinden faydalanmaya başladı bile. Amaç karlılığı arttırmak. Peki robotlar, gıda sektöründe çalışan insanların işsiz kalmalarına yol açar mı?

 

Zume Pizza şimdiden iki robotu işe almış. Robot, domates sosu ve diğer malzemelerle donatılan pizza hamurunu fırına koyuyor. Julia Collins, “Sucuğu dilimlemek veya peyniri serpmek gibi sürekli tekrarlanan işler için daha az para harcıyoruz. Bu işleri otomatiğe bağladık. Böylece parayı daha iyi malzeme almak için kullanıyoruz” diyor. Müşteriler durumdan memnun.

 

Cahrity Suzuki, “Pizzalar, her zaman taze ve sıcak. Pizzayı hazırlayanın bir robot olduğunu anlamak imkansız” diyor. Zume Pizza’nın en büyük yeniliği ise, 56 fırınlı bir pizza kamyonu. Kamyon sokaklarda tur atarken sipariş alabiliyor ve pizza tam 3 dakika 15 saniye içinde pişirilip müşteriye teslim ediliyor. Firma, müşterilerin ne zaman ve ne çeşit pizza ısmarlayacağını tahmin edebilen bir yazılım programı sayesinde teslimat sürelerini de kısaltıyor.

 

Bir başka işletmede ise müşteriler yemeklerinin hazırlanmasını izliyor. Jay Reppert, “Sadece birkaç dolara sandviç alıp, makine tarafından hazırlanmasını izleyebilirsiniz. Bu yöntem hem daha ucuz, hem daha hızlı ve hem de izlemesi çok eğlenceli” diyor. Uzmanlar robotların gıda sektöründe giderek yayıldığını ancak hassas motor becerileri gerektiren işleri yerine getirmekte zorlandıklarını söylüyor.

 

Ken Goldberg, “Araştırmalar 50 yıldır sürüyor. İlerleme kaydediyoruz ancak hala zorluklar var. Dolayısıyla restoran çalışanları sektör için hala çok değerli olmaya devam edecek” diyor. Bu, insanların hala yapacak çok işi olduğu anlamına geliyor.

 

Alex Garden, “İnsanların çalışma şeklinde büyük değişiklikler görmeyi bekliyoruz. Ama sonuçta onların katkısı çok önemli. Sıkıcı, kendini tekrar eden, tehlikeli işleri robotlara teslim edip, insanların daha değerli işler yapmasını sağlayacağız. Henüz mevcut olmayan, yeni ve harika çalışma modelleri ortaya çıkacak” şeklinde konuşuyor. Bu gelişmeler yeni bir dönemin sadece başlangıcı. Artık mutfaklarda robotların çalışmasına alışmamız gerekiyor.