TERÖRÜN EKONOMİ PARADOKSU

Terör çok yönlü etkileri bakımından insan toplumları üzerinde değişik olumsuzluklar yaratan sıra dışı bir olgudur. Terörün sıra dışılığı riski öngörebilmeyi zorlaştıran, bu nedenle de karşıt faaliyetlerin planlanabilmesini güçleştiren en önemli unsurdur. Çünkü terörle birlikte korkunun yanında korkuyu besleyen belirsizlik durumu da yaygınlaşmaya başlar. Böylece hayatın normal akışı bozulduğu gibi yaşamı oluşturan bileşenlerde de bozulmalar başlar. Bunlardan bir tanesi de ekonomidir.

Terörün ekonomi üzerindeki etkisi aslında iki yönlüdür. Terörün uygulandığı hedef toplumlardaki ekonomik sistem bozulma yönünde eğilim göstermeye başlarken aslında terörün oluşması ve devamı için de bir terör ekonomisi gereklidir. Yani terör bir taraftan ekonomiyi yok ederken diğer taraftan da yasa dışı uyuşturucu, silah ve insan ticareti, kaçakçılık, gasp, illegal vergi toplama vb. faaliyetler ile kendi ekonomisini yaratır. Aslında bu durum, yaşayabilmesi için birinin diğerini tüketmesine bağlı olan bir sistem oluşturur. Konu ile ilgili yapılan araştırmalar bir ülkenin ekonomik gelişimi ve ticaret ortakları arttıkça terör olaylarının sayısının azaldığını göstermektedir. Karşıt şekilde terör ve şiddet arttıkça o ülkedeki ekonomik seviyede gerilemeler olmaktadır. Benzer şekilde ülkedeki politik ortamın özellikle uluslar arası şirketler bakımından yatırım kararlarını terör riskinden daha fazla etkilediği anlaşılmıştır. Bu anlamda siyasi istikrarın terörü engelleme potansiyelinin daha yüksek olduğunu söylemek mümkündür.

Terör örgütlerinin ilk amacı o toplumda kurumsallaşmayı sağlayarak kendilerini vazgeçilmez, toplum içinde yerleşik ve daha köklü hale getirmektir. Bunun için de temelde iki faaliyete ağırlık verirler. Birincisi PKK’nın da yaptığı gibi okulları, eğitim kurumlarını yakarak, tahrip ederek, öğretmenlere hatta kendilerine karşı gelen öğrenci ve ailelerine zarar vererek bir cehalet ortamı yaratmak suretiyle sürekli militan temin edebilmek, ikincisi ise yine aynı amaca matuf halkın geçim kaynaklarını yok ederek toplumu örgüte mahkûm etmektir. Bu nedenle terör örgütlerinin amaçlarına ulaşabilmek için ekonomik hedeflere saldırmak son derece önemlidir. Özellikle şirketler, finansal merkezler, havaalanları, petrol dağıtım merkezleri ve hatları onlar için cazip hedeflerdir. Bu sayede geçim kaynaklarından mahrum kalmış halk, ya yeni işler bulmak için göç edecek ya da örgütün kontrolüne girecektir. Her iki durumun da büyük sosyal problemlere yol açacağı muhakkaktır.

Terörün ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki grupta incelemek mümkündür. Doğrudan etki dediğimizde, meydana gelen illegal şiddetin sebep olduğu can ve mal kayıpları ile toplumda yarattığı kısa vadeli ama etkisi yüksek psikolojik durum anlaşılır. Ayrıca terör olayının meydana geldiği ortamdaki binaların, yolların, elektrik ve su hatlarının kısacası çevrenin gördüğü zararı da bunlara ilave etmek gerekir. Elbette bu kayıpların bir mali karşılığı da vardır. Ayrıca kısa vadede yaratılan şiddetin toplum üzerinde oluşturduğu baskının ekonomik sisteme olumsuz etkilerinin olması muhtemeldir. Şayet bu eylemde kamu binası/binaları zarar görmüşse, binalar onarılıncaya kadar kamu hizmetlerinin aksaması da söz konusudur. Bütün bunların toplamı devlete, topluma ilave bir yük yükler ki bu durum başta enflasyon, kaygı ve belirsizlik olmak üzere ekonomik olumsuzlukları tetikleyici bir işlev görebilir. Örneğin, 11 Eylül saldırısı sonrası ABD borsaları % 8 oranında düşmüş ve ABD merkez bankasının piyasalara likidite desteği ile ancak 40 gün sonra eski düzeyine geri dönebilmiştir. Benzer şekilde Norveç borsası ise % 25 değer kaybetmiş, ancak 107 gün sonra eski düzeyine geri gelebilmiştir.

Terörün dolaylı etkileri uzun vadeli ve daha kalıcıdır. Sürece bağlı olarak terör eylemleri arttıkça yatırımlar azalır ve kamu harcamaları artar. Ayrıca teröre bağlı ortaya çıkan risk ve belirsizlikler istihdamı da sınırlandırır. Teröre karşı yürütülen faaliyetler doğal olarak ekonomik işlem maliyetlerini yükseltir. Ülke genelinde alınan önlemler, arttırılan kontroller ve güvenlik görevlileri sayısı, buna bağlı silah, teçhizat ve diğer malzemeler ile artan lojistik ihtiyaçların karşılanması, özgür yaşamın zorunlu olarak kısıtlanması aynı zamanda ekonomik işlemleri yavaşlatarak ilave bir iktisadi yüke sebep olur. Örneğin 11 Eylül saldırısı sonrası Amerika’da arttırılan güvenlik önlemleri ile sınır ve gümrük kontrollerinin sıklaştırılması sonucu uluslar arası işlem maliyetlerinin % 0.5 ile % 3 arasında arttığı tespit edilmiştir. Teröre bağlı artan risk doğal olarak sigorta maliyetlerinin de artmasına, kaynakların yatırımdan ziyade güvenlik için harcanmasına, kamu harcamalarının yükselmesine, sonuçta dış rezervlerin satılması ve emisyona gidilmesi gibi ekonomi üzerinde olumsuz etkileri olacak zincirleme reaksiyonların da başlamasına sebep olabilir.

Konunun diğer bir yönü de bireylerin suça maruz kalma korkusu nedeniyle algılanan tehdit seviyesinin artmasıdır. Bazen olay riski düşük olsa bile toplumdaki güvenlik kaygısının riskten daha yüksek olabildiği görülmüştür. Bu tür durumlarda tüketici kaygılarının arttığı ve özellikle hizmet sektörü, turizm ve ulaşım ile sigorta sektörlerinin doğrudan olumsuz etkilendiği gözlemlenmiştir. Bu sektörlerin içinde özellikle ülkelere cari sıcak para girişini sağlayan en önemli kalem turizm sektöründen gelmektedir. Turizmin yüksek çarpan etkisine sahip olması nedeniyle bu sektördeki bir daralma ekonominin genelinde daha sert etkilere neden olur. Bu bakımdan hassas ve kırılganlığı yüksek olmakla birlikte cazip para kaynağı olmasından dolayı ülkeler turizm sektörüne oldukça büyük yatırımlar yaparlar. Terör nedeniyle bu yatırımların turizm sektöründen başka alanlara ve özellikle de güvenlik eksenli kamuya aktarılma riski vardır. Meydana gelen olaylar bu süreci hızlandırır. Özellikle turistik tesislere ve turistlere yapılacak bir terör saldırısının iç ve dış basında yer almasıyla küresel çapta yankı uyandırma potansiyeli, terör örgütlerinin turistik hedeflere yönelmesine neden olmaktadır. Rezarvasyon iptalleri, acentelerin tatil programlarını iptal etmesi, toplantı, seminer ve fuarların iptali ya da ertelenmesi önemli gelir kayıplarına neden olur. Örneğin 1988 yılında İspanya’da meydana gelen 18 uluslar arası terör eyleminin o yıl İspanya’nın turizm gelirlerini yaklaşık % 35 azalttığı hesaplanmıştır. Yine 11 Eylül saldırılarından sonra ilk üç ay boyunca turizmdeki % 50’ye varan iptaller nedeniyle ABD’nin en az 2 milyar dolarlık gelir kaybına uğradığı tahmin edilmektedir.

Bunlara ilave olarak turistik hedeflere yönelik saldırıların sembolik bir anlamı da vardır. Özellikle belirli bir ülke ya da dine mensup kişilerin hedef seçilmesi, belirli kültürel yapılara saldırılar düzenlenmesi ya da dini veya milli özel günlerde saldırıların gerçekleştirilmesi bu psikolojik öğeyi güçlendirebilir. Turizm ekonomisine doğrudan olumsuz etkilerinin yanında terörün uzun vadeli dolaylı etkileri de mevcuttur. Eski potansiyele kavuşmak için daha fazla tanıtım yapılması gereklidir ve zarar görmüş turistik tesislerin onarımları, belki de yeniden inşası gerekebilir. Bu kapsamda terörle yaratılmış olumsuz imajın hafızalardan silinmesi uzun zaman alabilir ki bu durum her halükarda ülke ekonomisine dolaylı bir maliyet getirir.

Terörün devam etmesi, sürekli ve kalıcı hale gelmeye başlamasının gizli ama çok tehlikeli başka bir ekonomik kayba da sebep olduğu bilinmektedir. Buna kısaca “Terör Vergisi” denilmektedir. Yapılan akademik çalışmalarda az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde zaman içerisinde terör ve terörle mücadelenin yarattığı olumsuz etkilerin oluşturduğu kombinasyona bağlı negatif sinerjik etkinin ülke bütçeleri üzerinde her yıl artan oranlarda ilave bir kayba yol açtığı tespit edilmiştir. Örneğin Türkiye’de PKK terörünün 1984-2005 yılları arasında doğrudan ve dolaylı toplam ekonomik maliyetinin yaklaşık 160 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir.

Sonuç olarak bireysellikten daha organize olmaya, bilgi ve iletişim teknolojilerinin de sağladığı avantajlardan istifade ederek küreselleşmeye ve hatta şimdilerde kurumsallaşmaya doğru evrilen terör örgütlerinin yarattığı terör sadece lokal olarak insanları değil aynı zamanda toplumun normal bir yaşam sürmesine imkan sağlayan alt unsurları da olumsuz etkiler. Bu bağlamda terörün kalıcı hale gelmesi ülkelerin bir anlamda geleceğinin ciddi anlamda ve belki de geri dönüşü olmayacak biçimde ipotek altına alınması, karartılması anlamına gelebilmektedir. İşte modern toplumlarda hayatın olağan akışını sağlayan en tabi ekonomik sistemlerin terörden zarar görmeye başlaması bu sistemleri oluşturan diğer bileşenler üzerinde de zincirleme reaksiyonların doğmasına sebep olacaktır. Özetle işlem maliyetlerini artması, yatırımların azalması, kamu harcamalarının yükselmesi, istihdamın sınırlanması, ekonomik risk ve belirsizliklerin çoğalması, iktisadi bakımdan kuvvet çarpanı olan ve ülkeye doğrudan para girişini sağlayan turizm sektörünün sekteye uğraması bu silsilede sayılabilecek köşe taşlarıdır.

Özellikle Türkiye gibi terörden yıllarca zarar görmüş, kaynaklarını terörün önlenmesi için harcamak zorunda kalmış bir ülke için mutlaka ve geri dönüşü olmayacak şekilde terörün bitirilmesi, ekonomik bakımdan uluslar arası ticari ortaklıkların arttırılarak ekonomik gelişimin sağlanması, içeride siyasi istikrarın kalıcı kılınması, ülkemizin gelecekteki terörle mücadele eko-politiğini belirleyecek temel unsur olmalıdır.

* Dr.Eray GÜÇLÜER, ASAM Terör Uzmanı ve Kemerburgaz Üniversitesi Öğretim Üyesi