close
Genel

Ülkelerin zeka katsayıları ve bunun sonuçları

2-iq-map-of-the-world-2

James Thompson

 

İnsanların zeka katsayısı (IQ) meselesini tartışmaları iyi bir şey. Freed Reed’in paylaşımı çok fazla yoruma yol açtı ve tüm bunları teker teker yanıtlamam zor. Burada argümanının ana başlıklarını ve bazı ilgili araştırmaları ortaya koyuyorum.

 

Reed’in paylaşımına dair özetim şu şekilde:

 

Zeka önemlidir. Zeka konusundaki araştırmalar da önemlidir ve sosyal politikayı etkileyebilir. Amerikalı siyahilerin, İrlandalıların ve Meksikalıların benzer zeka katsayıları ancak farklı sonuçları vardır. Bazı ülkeler için IQ sonuçları ciddi anlamda gözden geçirildi; dolayısıyla zeka konusunda alınan tedbirler güvenilmez. Maya yerlilerinin mevcut sakinlerin düşük zeka katsayılarına oranla kültürel başarıları oldu; mevcut araştırmalar ise Avrupa’da istihbaratın hem düştüğünü hem de yükseldiğini gösteriyor. Yükselmesinin sebebi, Flynn Etkisi. Yani, tedvirler güvenilmez olup antik Yunan düşünürleri son derece zekiydi ve Flynn Etkisi’nin ima ettiği gibi hiçbir şekilde donuk değildi. Hindistan’ın zeka katsayısı, Hindistan’ın kültürel başarılarından dolayı 81 olamaz. Meksikalılarla Amerikalılar arasında zeka anlamında görünür bir fark söz konusu değil. Aynı şekilde Tayvan, Vietnam veya Tayland sakinleri arasında da. Peki, modernite altyapısını işletmek için gerektiği düşünülen zeka katsayısı nedir?

 

Burada ele alınacak ilk konu, korelasyon. Korelasyonları en iyi şekilde anlamak için dağılım grafiklerine bakmak gerekir. Birlikten daha az olan herhangi bir korelasyonun farklı veri noktaları, trend hattı boyunca dağılacak. Bazı ülkeler, farklı sebeplerden dolayı uç değerler sergileyecek ve bunların tümünün tartışılması gerekiyor. Örneğin, zeka katsayısı ve GSYİH arasındaki alışıldık bağlantı, iki ana yapıyla değiştirildi: petrol ve turizm. Bununla birlikte, başka sebepler de var ve tüm uç değerler takip edilmeye değer. Neden böyle olduğuna dair test edilebilir varsayımlar ortaya koymak gerekiyor. Elbette bu varsayımların tüm veri seti üzerinde test edilmesi gerekiyor. Korelasyon güçlü olsa bile –örneğin 0,8- halen farklı vakalar (istatistik jargonuna göre, büyük artıklar) olacaktır. (Bkz. http://www.unz.com/jthompson/the-grand-sweep-of-history)

 

Farklı bir veri noktası, genel bir korelasyonu ortadan kaldırmıyor. Eğer çok fazla farklı sonuçlar varsa, korelasyon düşürülüyor. Eğer tüm sonuçlar birbirinden farklıysa, bu durumda tartışılacak bir korelasyon da yok demektir. Münferit durumlar, genel bulguları çürütmez. Hayatta daha sonra başarı elde etmenin mükemmel bir göstergesi olan zeka test, her zaman en başarılı bireyi tespit etmeyecek. Bu konuda mutlaka dikkat çekilecek istisnalar olacaktır. Ülkelerin zeka katsayıları ile ulusal başarıları arasındaki bağıntı hakkındaki ilgili araştırma için, Rindermann’ı okumanızı öneririm: https://docs.google.com/document/d/1LCFQWcfhcjPz60xYifkjjaQ6cZeEasYKqMUdDoVnJxo/edit

 

Flynn Etkisi, Woodley Etkisi’yle birlikte var olur. Takriben 1870 yılından beri Flynn Etkisi daha güçlü olmuştur: on yılda bir görünür 3 puan. Woodley etkisi daha zayıftır: on yılda bir yaklaşık 1 puan. Flynn’ı gübre etkisi, Woodley’i ise bitki genetiği etkisi olarak düşünün. Gübre etkisi, zengin ülkelerde unutulup giderken, yoksul ülkelerde –her ne kadar arzu edilir hızda olmasa da- devam ediyor. Genetik etkisi, temel yeteneklerde sürekli ve peyderpey bir azalış sergiliyor. İstihbarat testleri ise, hayat başarısı için yüksek kestirimci değere sahip yetenekleri tespit etmede iyi; ancak –spesifik alt-testlere odaklanılmazsa- tarihi kıyaslamalar yapmada o kadar iyi değil. Zeka katsayısının yüzdelik dilimi, altmış yıldır oldukça iyi şekilde destekleniyor. Bu konuda çok fazla araştırma mevcut. Jim Flynn, bu konuda yeni araştırmacıların –örneğin Elijah Armstrong- çoğuyla birlikte çalışıyor. Bu, bir nevi teknik ancak çok ilginç bir mesele.

 

İlgili şu makaleleri okuyabilirsiniz:

 

http://www.unz.com/jthompson/105-years-of-flynn-effect-very-fluid

 

http://www.unz.com/jthompson/what-do-iq-researchers-really-think-about-the-flynn-effect

 

Ülke toplamları değişebilir, ancak eğer ilk örnekler az ise ve pek temsil niteliğine sahip değilse böyle bir durum beklenebilir. İyi örgütlenmiş ülkeler, daha az örgütlü olanlara kıyasla daha iyi veriler sağlar. Sonuçlarda daha fazla veri ortaya çıktıkça, ortam daha net bir hal alacak. Bu sebepten dolayı tüm Lynn veri tabanı halka açıldı ve sürekli iyileştirilip genişletiliyor. Yapılması gereken çok daha fazla çalışma var – özellikle de uluslararası sınavlardan elde edilen bilim ve matematik sonuçlarından elde edilen bilişsel tahminlere ilaveten.

 

Bu konuda incelemek isteyebilirsiniz: http://www.unz.com/jthompson/world-politics-guide-2017

 

Bu tartışma çerçevesinde, Meksika için Lynn veri tabanının sadece 3 araştırmaya referansta bulunduğunu belirtmek gerekiyor. Üçü de 6-13 yaş aralığındaki çocuklarla ilgili. Bunu, Ulusal IQ veri tabanı üzerinde 80 ila 88 aralığında, ortalama 85 IQ düzeyinde görebilirsiniz. Yetişkinlere dair veriler daha da iyi olacaktır. Ancak, PISA, TIMSS ve PIRLS verilerine dair kısa süre önce yapılan bir analizde, 88’e ilişkin sonuçlardan sapan bir zeka katsayısı ortaya çıktı. Benzer şekilde ABD’ye ilişkin zeka katsayısı da 99,6. Bu noktada bakınız: http://www.unz.com/jthompson/migrant-competence

 

Bilişsel kapitalizm ve yüksek becerinin kökleri

 

Birkaç yüzyıldır yapılan tarihi kıyaslamaları sürdürmek daha zor, ancak imkansız değil. Rindermann ile birlikte tarihi kültürel soylara ilişkin tedbirleri iki zaman sürecine yerleştiriyoruz: son yüzyıl için Nobeller ve İ.Ö. 800 yılından beri (Antik Yunan etkisi) başlıca bilim adamları. Her iki zaman süreci de modern çağın iktisadına bir katkıda bulundu. Ancak, Yunanistan artık entelektüel dünyanın merkezi değil – keza Mayalar da öyle. Başarıları, yaşadıkları zaman için yeterince gerçekti. En iyi düşünürleri halen saygı görüyor; ancak bir ülkenin mevcut zeka katsayısı her zaman için atalarının yeteneklerini gösteren iyi bir kılavuz değildir. Eğer halklar kendi iradelerinden çıkıp yerlerine yeni gelenleri koyarlarsa, genel entelektüel düzey değişebilir. Öte yandan, eğer yerleşik bir topluluğa dair seçim, yeterince güçlü olmazsa, bu durumda entelektüel düzeyler 8 ila 16 kuşağa çıkabilir. Bu da kendi başına ilginç bir başka hikayedir.

 

Kızılderililerin ortalama 80 olan zeka katsayıları 26 adet araştırmayı temel almıştır; dolayısıyla oldukça iyi incelenmiştir. Ancak, ABD’den çok daha farklı olarak hangi eyaletin ölçüldüğüne bağlı olarak bir değişkenlik söz konusudur. Kast sistemi farklılıklar yaratır. Kuzenler arasında evlilik oranı da keza aynı şekilde.

 

Bu noktada ilginizi çekebilecek çalışmalar için, bkz.

 

http://www.unz.com/jthompson/the-heterogeneous-states-of-india

 

http://www.unz.com/jthompson/more-sex-cousin

 

http://www.unz.com/jthompson/inbreeding-two-tribes

 

Doğal olarak, her ülkeden bazı zeki insanlar çıkar: Fark yaratan, bu zeki insanların o ülkelerdeki oranıdır. Ülkenin çan eğrisinden bekleyeceklerinizde herhangi bir büyük sapma olması ise, bu ülke için bertilen ortalama değerden şüphe duyulmasına yol açar. Bu konuda daha fazla bilgi için, bkz. http://www.unz.com/jthompson/the-scrabble-for-africa

 

“Meksikalılarla Amerikalılar arasında zeka açısından görünür hiçbir fark yok; tıpkı Tayvan, Vietnam veya Tayland vatandaşları arasında olduğu gibi.” Bu konuda pek bir yorum yapamam. Tek söyleyeceğim, sosyal etkileşimin, zekaya dair tahminler yapmak için her zaman mümkün veya arzu edilebilir olmadığıdır. Daha mantıklı olanı ise, teknik inovasyon oranlarına, patentlere, bilimsel yayınlara ve benzerlerine bakmaktadır. Ancak, eğer bu ülkelerin başarılarında ve toplumların işleyişinde herhangi bir fark yoksa, bu geçerli bir nokta olacak. Eğer yukarıda sözü edilenler üzerinde herhangi bir fark yoksa, bu durumda zihinsel yetenek ile toplumsal sonuçlar arasındaki benzerlikler zayıflayacak ve muhtemelen boşa çıkacak. Ancak, ulusal zeka katsayıları ile ekonomik sonuçlar arasındaki genel bağıntı oldukça iyi destekleniyor.

 

Ortalama zeka katsayısının modernite altyapısının işletilmesi için gerekli olduğunu düşündüren nedir?

 

Bu ilginç soru çok fazla tartışıldı. Araştırmalara göre, ulusal bir ekonomide en zengin kişilerin etkisi, GSYİH üzerinde orantısız şekilde olumlu bir etki doğurdu. Rindermann ile birlikte, her ülkenin en zeki %5’lik diliminin bu zamana kadar en büyük katkıyı yaptığını öne sürdük. Ancak, elbette daha düşük yeteneğe sahip birçok kişiden de en zengin kesimin keşifleri ve stratejilerini uygulamaları talep ediliyor. Bunun iki tane destekleyici tekrarı oldu.

 

Bu konuda daha fazla bilgi için şunu okuyabilirsiniz: http://www.unz.com/jthompson/is-smart-fraction-as-valuable-as

 

Bu temelden yola çıkarak, ülkelerin 120 ve üstü IQ’ya sahip olanlara bel bağladıklarını söyleyebilirsiniz. Bunlar, “kolej formatı” eğitimi izleyen insanlardır ve bu eğitim çerçevesinde kendilerine sağlanan referansları okurlar, bunun kendileri açısından etkilerine dair çözüm üretirler. Bu süreçte de onları yönlendiren şeyler; bir rehber öğretmen ve sınav sonuçlarıdır.

 

ABD, bu tür çalışmaları yapmaları için halkının %8’ine güvenebilir. Eğer ülkeler bu tür insanları bulur, onları elde tutar ve uygun yerlere konuşlandırırsa, yardımcılardan oluşan iyi bir piramit inşa ederse, bu durumda ilgili ülkenin iyi bir performans gösterme olasılığı yükselir. Ancak küresel rekabet açısından bakıldığında, ülkelerin gerçek anlamda refaha erişmeleri için 130’un üzerinde IQ’ya sahip çok fazla insana gereksinimi vardır ve bu tür insanlar, daha fazla gelir sahibi olacakları en güçlü ekonomilere doğru göç etmeye meyillidirler. Dolayısıyla, daha az muktedir ülkeler genellikle en zeki vatandaşlarını ellerinden kaçırırlar. ABD, bu tür çalışmayı yapması için vatandaşlarının %2’sine bel bağlamaktadır; Meksika ise %0,3’üne.

 

Ancak, buna yanıt vermek için yaklaşık bir hesaplama yapmak yararlı olacaktır ve ilk tahminlere göre, mantıklı bir yaşam standardına erişmek için ulusal çapta 93 düzeyinde bir IQ’ya ihtiyaç vardır. Eğer genel ülke veri tabanının farklı zeka düzeylerine sahip ülkeler arasında bir fark sergilememesi durumunda, zeka düzeylerinin gündeme geldiği konusunda hemfikirim.

 

Ekonomiler küreselleştikçe, inovasyon ve güçlenen ekonomiler için gereken rakam muhtemelen daha da artmaktadır. Aynı zamanda, kullanıcılarından fazla zeka talep etmeksizin çok fazla gerekli şey yapan ürünler ortaya çıktı. Mobil telefonlar, daha önceleri yüksek becerili programlama yetenekleri gerektiren işlevleri yerine getirebilir. Şimdilerde tüm kullanıcılar parmaklarını kullanarak her şeyi yapabiliyorlar. Otomobiller bir zamanlar karmaşıktı ve titiz bir bakım gerektiriyordu. Şimdilerde çok daha güvenilirler (her ne kadar bilgisayar rehberliği olmaksızın hizmet vermeleri daha zor olsa da). Otomatik yazar kasalar, her şeyleri piktogramlar temelinde yapıyorlar; dolayısıyla bir toplum, bir nebzeye kadar diğerlerinin problem çözme yeteneği temelinde işliyor. İyi haberler derhal etrafa yayılıyor.

 

Küreselleşme, inovasyon yapmayan ancak var olan yenilikleri kullanan ülkelerle kıyaslandığında yenilikçi ülkelerin çok daha zenginleşmesine yol açabilir. Gökdelenler bir zamanlar inovasyon sayılıyordu; şimdiyse oldukça yaygınlar. Bununla birlikte, yenilikçiler, modernitenin faydalarını ilk olarak elde edecek olanlardır ve muhtemelen bundan en çok onlar faydalanacak.

 

http://www.unz.com/jthompson/county-iqs-and-their-consequences/