close
Genel

Uzay Güvenliği Hakkında Neler Bilmeli?

uzay

Patricia Lewis ve David Livingstone

 

Uzay, ulusal ve uluslararası altyapıların ayrılmaz bir parçasıdır. 1957 yılında Sputnik’in fırlatılmasından bu yana, insanlık, iletişim, çevrenin denetimi, güneş sistemindeki gezegenlerin ve galaksilerdeki yıldızların takibi, küresel konumlanmaya yönelik verilerin kanıtlanması, yolculuk ve zamanlama, temel bilimsel deneylerin gerçekleştirilmesi amaçlarıyla uzayı kullanıyor. Uçaklara pilotluk yapılması, denizlerde seyrüsefer, askeri manevralar, finansal işlemler ve internet ve telefon iletişimi gibi alanlarda ulusal ve uluslararası altyapıya yönelik çalışmalar için küresel uzay-temelli uydu gruplaşmalarına giderek daha fazla bağımlı hale geliyoruz.

 

Çin’de son dönemde gerçekleşen iki gelişme – uzaydan korsanlara karşı dayanıklı anahtarların aktarılmasına yönelik tasarlanmış bir “kuantum uydusunun” fırlatılması ve uzay istasyonu Tiangong-1’in kontrolünün kaybedilmesi- güvenlik sorunlarını ve uzayın doğurduğu tehlikeleri gözler önüne seriyor. Başlıca kırılganlıklar nelerdir ve uluslararası topluluk barışçıl bir uzay ortamını nasıl yaratabilir?

 

Uzay “kalabalık, tartışmalı ve rekabetçidir”. Neredeyse her ülkenin uzayda kendi uydusu veya bir çıkarı vardır ve bunları meteoroloji ve iletişime dair uzay-temelli varlıklarla gerçekleştirirler. Yörüngede ve uzay atığı olarak yaklaşık 1100 adet uydu bulunmaktadır – çarpışmalar ve artık geçerliliğini yitiren uydular ise ciddi bir sorundur. Soğuk Savaş boyunca ABD ve SSCB, uydusavar silahlar geliştirdiler ve kendi uydularına karşı bunları test edip bugün halen uzayda varlığını sürdüren atıklar yarattılar.

 

Uzay (en azından uydular için) giderek daha erişilebilir hale geliyor. Hafif, minik boyutlu uydular (500 kg), mikro-uydular (10-100 kg), nano uydular (1-10 kg), çok küçük uydular (0,1 ve 1 kg) ve femto uydular (10 ve 100 g) geliştirilme aşamasındalar. Çoklu uydu yükleri içerisinde fırlatılan ve daha geniş çaplı “ana” uydular ve “uydu yığınlarına” sahip formasyonlarla konuşlandırılan bu yeni uydular, uzayın erişilebilirliğini dönüştürecek. Bunlar, askeri ve ticari operasyonlar esnasında ve iletişim, istihbarat sinyalleri, çevrenin denetlenmesi, coğrafi konumlandırma, gözlem ve hedefleme amacıyla sıradan vatandaşlar tarafından kullanılabilir. Ayrıca, kendi içlerinde silah olarak da kullanılabilirler. Mevcut uyduların tüm yeteneklerine sahip olacaklar, ancak üretilmeleri daha ucuz ve fırlatılmaları daha kolay, takip edilmeleri ise daha zor olacak.

 

Uzay silahları, ciddi bir sorundur. 2007 yılında, Çin, eski bir hava uydusunu yok etmek üzere karaya konuşlu bir füze kullandı ve bir yıl sonra ABD, düşük yörüngeli ve artık işlevsel olmayan bir casus uydusunu düşürdü ve bunun için de Pasifik’teki bir savaş gemisinden füze fırlattı. Bu senenin başında ise, Rusya, A-235 Nudol doğrudan yükselen uydusavar füzenin uçuş testini başarıyla gerçekleştirdi. Dış uzayın silahlanmasını önlemek üzere uluslararası bir yasal çerçeve olmaksızın, uzay ortamının istikrarının bozulma süreci doludizgin devam ediyor ve silahların uzaya yerleştirilmesi de önümüzdeki yıllarda mümkün görünüyor.

 

İletişim ve seyrüsefer sistemleri ise, siber saldırılar karşısında oldukça kırılgan durumda. Uydulara yönelik siber saldırılar daha şimdiden bir gerçeklik halini aldı. ABD GPS ve Avrupa Gelileo gibi küresel navigasyon uydu sistemleri, gezegenin frekans bozma ve yanıltma saldırılarından etkilenebilen iletişim ağları için kritik önem arz eden, hedefi net bir şekilde tutturan durumsal ve zamanlama sinyalleri sağlıyor. Kısa süre önce yayımlanan “Uzay, Siber Güvenlik için Son Sınır mı?” başlıklı araştırma raporumuz, siber saldırılarla bağlantılı riskleri göz önüne alıyor ve bunlar arasında uyduların fiziksel denetimi de mevcut –örneğin bir diğer uyduyla çarpışması için bir uydunun manevrasının yapılması veya yeryüzünün atmosferine yeniden girip yanması için yörüngesinin alçaltılması veya “zayıflatılması” ya da bir uydunun güneş panellerini son derece enerjik olan iyonlaştırıcı solar radyasyona kasten aşırı maruz bırakılması suretiyle geriye dönüşü olmayan zararlara sebep olunması.

 

Güvenli ve barışçıl bir uzay ortamı yaratmak mümkün. Her ne kadar 1994 yılından bu yana Cenevre’de Silahsızlanma Konferansı’nda uzay güvenliği meseleleri konusunda bir ilerleme kaydedilmiş olmasa da, son dönemde bir dizi uluslararası çaba söz konusu oldu. Uzay atıklarının yok edilmesine yönelik kılavuz ilkeler, Viyana’da BM tarafından geliştirildi. BM bünyesinde hükümet uzmanlarından oluşan bir grup, 2013 yılında dış uzaydaki faaliyetlerde güven inşası ve dış uzayda saydamlık konularında bir çalışma yayımladılar. Avrupa Birliği ise, Dış Uzay Faaliyetlerine Yönelik Uluslararası Faaliyet Kodu’na dair bir girişim oluşturdu. Yumuşak dokunuşlu, uluslararası, çok-paydaşlı bir yanıt, uzaydaki siber güvenlik meseleleri için gereklidir – küresel Dış Uzay Antlaşması’nın 50.yılı dolayısıyla önümüzdeki sene bir toplantı düzenlenmesi, iyi bir başlangıç noktası olabilir.