close
Genel

Wi-Fi’ın sağlık açısından söylenmeyen zararları

wifi

Institute of Science in Society 

 

“Kablosuz olmak”, bağlantı halinde ve havalı olmak için “şebekeye bağlanmanın” yerine geçti.  Wi-fi artık otellerde, havaalanı bekleme salonlarında, üniversitelerde, okullarda, evlerde ve kentlerin genelinde. Ondan kurtuluş yok. Hepimiz kablosuz olmayı tercih etsek de etmesek de bir mikrodalga denizinde doğulmaktayız.

 

Kısa bir süre içerisinde, yapabileceğiniz tek iş, kendinizi yalıtılmış bir odaya, elektro-sis-korumalı sarı bir denizaltıya kapatmaktır. Ve dünya çapında nüfusun “elektromanyetik konusunda aşırı hassas olan” yaklaşık yüzde 1,5 ila 3’lük bir kısmı için bu tek seçenek olabilir. Sigaranın dumanının aksine, elektromanyetik radyasyona pasif ve istemdışı maruziyetten kolaylıkla kurtulmak mümkün değil.

 

Wi-fi nedir?

 

Taşınabilir bilgisayarlar gibi mobil cihazlar için kullanılırken artık giderek İnternet ve TV, DVD oynatıcı ve dijital kamera gibi elektronik cihazlara bağlantı için de giderek daha fazla kullanılır hale geliyor. Bir kullanıcı, kişisel bilgisayar gibi bir cihazla, “erişim noktası” menzili içerisindeyse internete bağlanabilir.

 

Bir veya birkaç tane erişim noktasının kapsama alanı içindeki bölgeye “kablosuz bağlantı noktası” denir. Kablosuz bağlantı noktaları, tek bir oda da olabilir, birçok kablosuz bağlantı noktasının örtüşmesinden oluşan mil karelerce büyük bir alan da. Wi-fi, bir şebeke yaratmak ve cihazların birbirleriyle doğrudan birebir iletişim kurmalarını sağlamak için kullanılabilir – tıpkı tüketici elektroniği ve oyun uygulamaları gibi.

 

Tipik bir wi-fi, bir veya birden fazla erişim noktası ve bir veya daha fazla müşteriden oluşur. Bir erişim noktası, her yüz bin saniyede bir “işaret verici” adı verilen küçük (kısa süreli) paketler içerisinde SSIC (Servis Set Tespit Edici veya ağ ismi) yayar. Wi-fi ağları, lisanssız 2.4 ve 5 G Hz mikro dalga bantları içerisinde, 11 Mbps (saniye başına megabayt) veya 54 Mbps veri aktarım oranı veya her ikisine (iki bant) sahiptir. Müşteriler hangi servisi kullanacaklarına kendileri karar verir.

 

Wi-fi, kablosuz çalışma avantajına sahip olup, modern dizüstü bilgisayarlara kurulabilir ve fiyatlar sürekli düşerken diğer cihazlara doğru da hızla genişler. Küresel bir standartlar dizisi içerisinde faaliyet gösterir, dolayısıyla farklı ülkelerde çalışabilir. Ancak, operasyonel kısıtlamalar, dünya çapında tutarlı değildir ve elektrik tüketimi de oldukça yüksektir. Wi-fi, güvenli değildir ve mobil telefonlardan yayılan mikro dalgaların doğurduğu sağlık risklerine dair endişeler giderek artmaktadır.

 

Kablosuz patlama denetim-dışı

 

Halihazırda dünya çapında 250.000’i aşkın kamusal erişim noktası bulunmaktadır. Wi-fi, milyonlarca ev, şirket ve üniversite kampüsünde yer alır. Bir tahmine göre, wi-fi kullanımı 2006 yılının birinci ve ikinci yarısında Avrupa’da yüzde 74, Birleşik Krallık’ta yüzde 75 oranında artmıştır.

 

Birmingham, 2017 yılı başı itibariyle Britanya’da kent çapında kablosuz iletişimin kurulduğu ilk kent olacak. Manchester da 400 mil kareyi kapsayan bir wi-fi bölgesiyle Avrupa’nın en büyüğü olmayı planlıyor. Norwich ve Milton Keynes’de daha şimdiden wi-fi var, Brighton da onun izinden gidiyor.

 

En endişe verici olanı ise, wi-fi’nin Birleşik Krallık’taki ortaokulların yüzde 80’inde, ilkokulların ise yarıdan fazlasında kurulmuş olması ve toplumun en kırılgan kesimini mikrodalga radyasyona maruz bırakması.

 

Wi-fi’nin artan popülerliği, kablosuz mobil telefonlardaki çarpıcı artışla ve elektromanyetik radyasyon düzeylerinin doğurduğu sağlık tehlikeleri konusunda artan endişelerle birlikte yükseliyor.

 

Mevcut maruziyet düzeylerinde mikrodalgalar, beyin hasarları, DNA hasarları, beyin tümörleri, kanser, mikrodalga hastalığı, bilişsel fonksiyonların bozulması, insanları, kuşları, arıları ve kemirgen hayvanları etkileyen üreme ve doğurganlık sorunları ile bağlantılıdır.

 

Mikrodalga radyasyonun sağlık zararları

 

İki saat boyunca mobil telefonlardan gelen mikrodalga radyasyona maruz kalan fareler, 50 gün sonra etkisini sürdüren beyin kanaması işaretleri gösterdi.

 

DNA bozulmaları ve kromozomlarla ilgili anormallikler, düşük mikrodalga düzeylerine maruz kalan hayvan ve insan hücrelerinde bulundu.

 

Kanser riskleri –göğüs, prostat, bağırsak, deri (melanom), akciğer ve kan- ise mobil telefon aktarıcısı yerleştirildikten beş ila on yıl sonra Naila’nın Güney Alman kasabasında mikrodalga maruziyetiyle birlikte üç misline çıktı.

 

Netanya’da mikrodalga radyasyonuan maruz kalan bir bölgede kanser vakaları dört katına çıkarken, İsrail’deki genel nüfusla orantılandığında kadınlarda kanser görülme oranı 10,5 kat arttı.

 

İşitsel sinir uru ve beyin uru riski ise, mobil telefon kullanımı sonucunda on yıl içerisinde iki ila üç kat artış gösterdi.

 

Mobil telefon kullanımı, kronik hastalıklarla yakından bağlantılı. İsveç’te 1981 yılından beri uzun süreli hastalıkta yedi kat artış yaşandı.

 

Günde dört saatten uzun süre mobil telefon kullanan erkeklerin, sperm sayısı azalıyor ve kullanmayanlara kıyasla sperm kaliteleri daha düşük.

 

Yunanistan’daki bir araştırma, 1.68 mW/m2’deki mobil telefon mikrodalgalarına maruz kalan farelerin, beş kuşak sonra tamamen kısırlaştığını, 10.53 mW/m2’ye maruz kalanların ise üç kuşak sonra tamamen kısır olduklarını gösterdi.

 

Üreme ve serçe ve ak leyleklerin üreme ve yavrulama başarıları ise, mobil telefon aktarıcılarının yakınlarında azalıyor ve laboratuvarda mikrodalgalara maruziyet, serçe embriyolarında yüksek ölüm oranlarına yol açıyor.

 

Arılar, kablosuz telefon baz istasyonlarını kurulduğu zamanlarda arılar kovanlarına dönemeyince bu durum mikrodalga radyasyonunun ABD ve Avrupa’daki çiftçilere ve arı yetiştiricilerine zarar veren koloni çöküş hastalığından sorumlu olabileceğine dair güçlü bir şüpheyi gündeme getirdi.

 

İnsanların yüzde 3,5 kadarı, baş ağrısı, bulantı, konsantrasyon noksanlığı, depresyon, alerji ve mikrodalga hastalığı olarak bilinen sendroma, mobil telefon aktarıcıların yakınlarında bulunduğunda maruz kalıyorlar.

 

Birleşik Krallık Sağlık Koruma Ajansı başkanı ve hükümetin eski baş bilim danışmanı Sör William Stewart, birçok rapor ve beyanında mobil telefonlara yönelik en güvenilir uyarıda bulundu, ancak bu uyarı hükümet tarafından yok sayıldı. Kendisi, wi-fi’ın hızla yayılması konusunda endişeleniyor ve bunun risklerine dair resmi bir soruşturma doğrultusunda çağrıda bulunuyor. Bu gidişat karşısında hükümete yakın bilimadamları arasında tek endişeli olan da kendisi değil. Avam Kamarası Bilim ve Teknoloji Komitesi eski başkanı Dr. Ian Gibson, Sağlık Bakanlığı’na kablosuz bilgisayar ağlarının potansiyel sağlık riskleri konusunda bir soruşturma yapması için çağrıda bulundu. Gibson, East Anglia Üniversitesi’nde Biyoloji Bilimleri Okulu eski dekanı ve onursal profesördür.

 

Wi-fi’ya karşı artan ters tepki

 

Öte yandan, wi-fi donanımlarına karşı ters tepki de artıyor. Öğretmenler, Britanya’da kablosuz iletişim ağları konusunda daha fazla araştırma yapılması çağrısında öncü durumdalar. Bunun, “21.yüzyılın asbesti” haline gelebileceğinden korkuyorlar. Profesyonel Öğretmenler Derneği ise, 35.000 üyesiyle birlikte Eğitim Bakanı Alan Johnson’a mektup yazarak derin endişelerini ifade ettiler.

 

Üyelerinden biri olan Michael Bevington, Buckinghamshire’da 28 yıl boyunca ders verdiği Stowe Okulu’na wi-fi ağı yerleştirildikten sonra hastalandı. Mide bulantısı, baş ağrısı ve konsantrasyon noksanlığından mustaripti – mikrodalga hastalığının tipik göstergeleri.

 

Alman Eğitim ve Bilim Birliği ise Mart 2006’da üyelerine okullarındaki wLAN’ın yaygınlaşmasına karşı koymalarını tavsiye etti.

 

Mikrodalga hastalığı göze çarpıyor

 

Mobil telefon baz istasyonlarının yakınlarda yaşayan insanlarda bir dizi sağlık semptomuyla bağlantılı olduğu konusunda doktorların hazırladığı birçok rapor söz konusu: baş ağrıları, halsizlik, uyku bozuklukları, hafıza kaybı, mikrodalga hastalığı sendromu veya elektro-aşırı hassasiyeti. Bunlar, yakın dönemdeki birçok araştırmada belgelendi.

 

Fransa’daki bir araştırmada, bir cep telefonu aktarıcı istasyonunun 100 metre yakınlarında yaşayan insanlarda asabiyet, depresyon ve baş dönmesinin yaşandığı, 200 metre yakınlardakilerde ise yorgunluk gözlemlendiği ortaya çıktı. Avusturya’da ise araştırmacılar elektromanyetik sahanın gücü ile mobil telefon baz istasyonları yakınlarında yaşayan insanlarda kardiyovasküler semptomlar arasında bir bağlantı tespit etti. İspanya’daki bir araştırmada, mikrodalga radyasyonunun bir dizi semptomla bağlantılı olduğu teyit edildi: baş ağrısı, mide bulantısı, iştah kaybı, keyifsizlik, uyku bozukluğu, depresyon, konsantrasyon noksanlığı ve baş dönmesi.

 

Semptomların kökeninde “psikosomatik” olduğu yönündeki eleştiriye karşı çıkan Viyana Üniversitesi’ndeki bilim adamları, Avusturya’daki kentsel ve kırsal alanları kapsayan yeni bir araştırma gerçekleştirdi ve 10 noktadaki 365 kişiyi ele aldı. İki ağ sağlayıcıdan, her iki bölgede en az iki yıldır faaliyet gösteren beş baz istasyonunu tespit etmeleri istendi ve bu bölgelerde yaşayanlar baz istasyonlarına karşı herhangi bir protesto sergilememişlerdi. Bu istasyonların civarında ayrıca başka bir baz istasyonu da bulunmuyor ve aktarım ağırlıklı olarak sadece 900 MHz bant içerisinde.

 

Alınan sonuçlara göre, mobil telefon baz istasyonlarından mikrodalga maruziyeti, Avusturya’daki mevcut genel düzeylerin (4,1mW/m2) oldukça altında. Ancak insanlar halen baş ağrısından ve konsantrasyon sorunundan mustarip durumda.

 

Dünya Sağlık Örgütü’nün elektromanyetik sahalara aşırı hassasiyet konusundaki konferansına göre (2004 Ekim, Prag / Çek Cumhuriyeti), nüfusun yüzde 1,5 ila 3’lük kesimi halihazırda bu durumdan rahatsız. (Dünya Sağlık Örgütü ise, elektromanyetik radyasyonun sağlık üzerinde herhangi bir etkisi olduğunu reddediyor.)

 

Britanya’daki birçok okul, endişeli ebeveynlerin yaptıkları lobi çalışmalarının ardından kablosuz ağlarını kaldırdılar; diğerleri ise benzerini yapmak üzere baskı altında. Kanada’da Ontario’daki 7400 öğrencili Lakehead Üniversitesi’nde wi-fi sistemini kaldırdı, çünkü rektör yardımcısı Dr. Fred Gilbert, “davranış ve psikoloji üzerindeki etkilerine dair kanıtların” oldukça arttığına dikkat çekti.

 

Salzburg  Avusturya’da Kamu Sağlığı Birimi’nden Dr. Ger Oberfeld ise, 2005 yılı Aralık ayında “yöneticilere / okul müdürlerine / endişeli ebeveynlere” yönelik açık bir mektupta, okul ve kreşlerde kablosuz telefon ve wLAN kullanılmaması yönünde Birimi’nin resmi tavsiyesini belirtti. 2006 yılı Eylül ayında ise, dünya çapında 30’dan fazla bilimadamı, Uluslararası Elektromanyetik Güvenlik Komisyonu’nun çıkardığı Benevento Kararı’nı imzaladı. Buna göre, “mevcut maruziyet düzeylerinde mikrodalga radyasyondan kaynaklı EHS (elektro-aşırı hassasiyet) ve kanser dahil sağlık açısından zararlı etkilerine dair kanıtlar söz konusu ve önleyici bir yaklaşım benimsemeli.”

 

Önlem / koruma tedbirleri

 

Kablosuz mikrodalga ile bağlantılı sağlık sorunlarının en azından sigara içmekle bağlantılı sorunlarla kıyaslanabilir olduğuna dair kanıtlar ortaya çıkıyor. Sigara içiminin aksine, mikrodalgalara pasif maruziyet, eğer wi-fi her yerde hazır ve nazır olursa, önlemesi zor bir durumdur. Sigara yasakları dünya çapında yaygınlaşırken, aynısı wi-fi konusunda neden yapılmasın ki?

 

Kamusal alanlardaki tüm wi-fi ağları kaldırılmalıdır – özellikle okul ve üniversitelerde. Ve bu konuda bir yasak getirilmelidir. Aynı sebeplerden dolayı, kent çapında ağlar da kurulmamalıdır. Havaalanı bekleme salonları, kafeler, barlar, restoranlar ve wi-fi ağı bulunan otellerde uyarıcı işaretler yer almalıdır.

 

Cep telefonu kullanımı asgariye indirilmeli – özellikle de çocuklar gibi risk altındaki topluluklara yönelik olarak. Makul bir şekilde erişilebilen düşüklükte radyasyon düzeylerinde cep telefonu ve mikro hücre kullanımı zorunlu hale getirilmeli, kulaklık teknolojilerine başvurulmalı.